ABD’de gözaltına alınan ve uzun süredir uluslararası gündemde tartışma konusu olan Türk bilim insanı Furkan Dölek, güvenlik açığını ihbar ettiği için tutuklandığını açıkladı. Dölek’in serbest bırakılması, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) öncülüğünde toplanan 50 bin dolarlık kefaletle mümkün oldu. ABD’deki hukuki süreçler boyunca yoğun baskı ve belirsizlik yaşayan Dölek, Teksas’ın Meksika sınırındaki El Paso kentindeki hapishaneden tahliye edildikten sonra avukatıyla birlikte Chicago’ya geçti. Burada tutuksuz yargılanma süresi boyunca ikamet edecek.
Dölek’in başına gelenler, Mart 2024’te Fermilab laboratuvarında tespit ettiği radyoaktif riskleri ABD’li yetkililere ve sosyal medya aracılığıyla duyurmasıyla başladı. Bu ihbarın ardından Nisan 2024’te işten çıkarılan Dölek’in vizesi iptal edildi. Akademik araştırmalar için verilen vizenin iptaline karşı hukuki mücadele başlatan Dölek, dört ay boyunca vizesiz olarak ABD’de kaldı ve Kanada’ya yürüyerek protesto başlattı. Bu süreç, bilim insanının hem kişisel haklarını hem de akademik özgürlüklerini koruma mücadelesine dikkat çekti.
Sosyal medya paylaşımları ve Fermilab, CERN, Virginia Tech gibi prestijli araştırma kurumlarındaki çalışmalarıyla bilinen Dölek, 27 Ağustos’tan itibaren ortadan kaybolmuş, Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu’nun girişimiyle 4 Eylül’de New York Buffalo Federal Tutukevinde olduğu ortaya çıkmıştı. Dölek’in tutukluluğu, uluslararası kamuoyunda geniş yankı bulmuş ve Türkiye’de de büyük bir tepkiyle karşılanmıştı.
TASC Başkanı Seyit Şahin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Türk Amerikan toplumunun haklarını savunmak bizim için bir sorumluluktur. Dr. Furkan Dölek’in özgürlüğüne kavuşması bu sorumluluğun doğal sonucudur” ifadelerini kullandı. Avukatlar Michael Gökhan Kıran ve Seyit Şahin, kısa sürede toplanan kefaletle Dölek’in serbest bırakılmasının, ABD’de yaşayan Türk toplumunun dayanışma ve hak savunusu açısından önemli bir örnek olduğunu vurguladı.
Furkan Dölek, serbest bırakılmasının ardından Chicago’da ikamet edecek ve tutuksuz yargılama süreci devam ederken akademik çalışmalarına ve araştırmalarına kaldığı yerden devam etmeyi planlıyor. Bu olay, bilim insanlarının güvenlik ve etik konularında yaptıkları ihbarların karşılaştığı zorlukları, uluslararası hukuki süreçlerde yaşanan karmaşayı ve Türk-Amerikan toplumu ile bilim dünyasının dayanışma gücünü gözler önüne serdi.
Dölek’in yaşadığı süreç, akademik özgürlük, güvenlik ihbarları ve bilim insanlarının haklarının korunması konularında uluslararası platformlarda da tartışma başlatırken, ABD’deki akademik kurumlar ve yetkililer için önemli dersler içeriyor. Bu gelişme, gelecekte benzer durumlarla karşılaşabilecek araştırmacılar için uyarıcı ve yol gösterici bir örnek teşkil ediyor.

