Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Osman Kavala hakkında uzun süredir devam eden yargı sürecine ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, Kavala’nın özgürlüğünden mahrum bırakılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiği sonucuna varırken, Türkiye’ye de Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlama çağrısında bulundu.
Osman Kavala hakkında AİHM Büyük Dairesi tarafından verilen karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar tarafından kamuoyuna duyuruldu. Kararda, Kavala’nın uzun süre tutuklu kalmasına ilişkin değerlendirmeler ve Türkiye’nin yerine getirmesi gereken yükümlülükler ayrıntılı şekilde ele alındı.
BÜYÜK DAİRE TAHLİYE ÇAĞRISI YAPTI
AİHM Büyük Dairesi, tespit edilen ihlallerin niteliği ve ciddiyeti nedeniyle Osman Kavala’nın “mümkün olan en kısa sürede” serbest bırakılmasının sağlanması gerektiğine hükmetti.
Mahkeme, Kavala’nın tutukluluk sürecinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, özgürlüğünden mahrum bırakılmasının hukuki dayanakları konusunda önemli tespitlerde bulundu.
Kararda, Kavala’nın mahkûmiyetine temel oluşturan faaliyetlerin büyük ölçüde kamuoyunda tartışmalara katılma, sivil toplum çalışmalarına destek verme, bilgi paylaşma ve Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı savunuculuk faaliyetlerinden oluştuğu ifade edildi.
İFADE VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU
AİHM, söz konusu faaliyetlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Mahkemenin değerlendirmesinde, Kavala’nın faaliyetleri ile Gezi Parkı protestolarında meydana gelen şiddet olayları arasında yeterli ve somut bir nedensellik bağlantısı kurulamadığı vurgulandı.
AİHM ayrıca müdahalenin Sözleşme’nin ilgili hükümleri bakımından “kanunla öngörülmüş” olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna vardı.
10 ARALIK 2019 TARİHİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri de Kavala’nın tutukluluk süresine ilişkin oldu.
AİHM, Kavala’nın mahkûmiyetinden önceki ve sonraki tutukluluğunun Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında hukuka uygun olmadığı kanaatine vardı.
Mahkeme, özellikle 10 Aralık 2019’dan bu yana devam eden özgürlükten yoksun bırakma halinin Sözleşme’yi ihlal ettiğini belirtti.
Kararda, daha sonraki yargılamaların önceki ihlalleri ortadan kaldırmadığı ve Kavala’nın mahkûmiyetini destekleyen yeni, somut ve ikna edici delillerin ortaya konulmadığı ifade edildi.
“BELİRLİ BİR ŞİDDET EYLEMİNE DAYANMIYOR”
AİHM’in kararında Kavala hakkındaki mahkûmiyetin belirli bir şiddet eylemine dayanmadığı değerlendirmesi de yer aldı.
Mahkeme, demokratik toplumlarda ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüklerinin temel öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, uzun süreli özgürlükten yoksun bırakmanın siyasi faaliyet özgürlüğü üzerindeki etkisini de değerlendirdi.
AİHM, bu özgürlüklerin demokratik toplum düzeninin temel unsurları arasında bulunduğunu vurguladı.
TÜRKİYE’YE TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Büyük Daire’nin kararında yalnızca serbest bırakılma çağrısı yapılmadı. Türkiye’nin Osman Kavala’ya tazminat ödemesine de hükmedildi.
Mahkeme, Kavala’nın uğradığı manevi zarar ile yargılama giderleri ve diğer masrafları için ödeme yapılmasına karar verdi.
Ayrıca Kavala’nın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı hukuki duruma mümkün olduğunca getirilmesi gerektiği belirtildi.
KARAR BÜYÜK DAİRE’DEN GELDİ
Kararın AİHM Büyük Dairesi tarafından verilmesi nedeniyle hukuki niteliği de ayrı önem taşıyor. Büyük Daire, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin en üst karar organı konumunda bulunuyor.
Bu nedenle kararın ardından Türkiye açısından uygulanması gereken hükümler gündeme gelecek. Özellikle AİHM’in Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması yönündeki değerlendirmesi, bundan sonraki süreçte yakından takip edilecek.
AİHM’in kararı, yıllardır devam eden Osman Kavala davasında yeni bir hukuki dönemin kapısını aralarken, Türkiye’nin kararın gereklerini nasıl yerine getireceği önümüzdeki dönemin önemli gündem maddelerinden biri olacak.
