Duygu Nebioğlu, babası Metin Akpınar’a karşı açtığı babalık ve manevi tazminat davasını kazanmasının ardından kamuoyuna kapsamlı açıklamalarda bulundu. Mahkemenin 6 milyon TL manevi tazminata hükmetmesiyle birlikte uzun süredir devam eden hukuki süreçte önemli bir aşama geride kalırken, Nebioğlu kararın yalnızca maddi bir sonuç olmadığını, aynı zamanda yıllardır süren tartışmalara hukuki bir yanıt niteliği taşıdığını söyledi.
Nebioğlu, davayı 2024 yılının Şubat ayında açtığını ve sürecin başından bu yana kararlı bir şekilde ilerlediğini belirtti. Toplamda 10 milyon TL maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini, ancak mahkemenin 6 milyon TL manevi tazminata hükmettiğini ifade etti. Dava süresinin uzaması nedeniyle faizle birlikte tahsil edilecek miktarın yaklaşık 9 milyon TL’ye ulaşacağını dile getirdi.
Açıklamalarında davanın özünün para olmadığını özellikle vurgulayan Nebioğlu, asıl hedefinin annesi hakkında kamuoyunda oluştuğunu düşündüğü yanlış algıyı düzeltmek olduğunu söyledi. Geçmişte kullanılan “tek gecelik ilişki” ifadesinin hem kendisini hem de annesini derinden etkilediğini belirten Nebioğlu, mahkeme sürecinde sunulan tanık beyanları ve delillerle ilişkinin uzun süreli olduğunun ortaya konduğunu savundu. Bu kararın, annesinin itibarının iadesi anlamına geldiğini ifade etti.
Dava sürecinde gazeteci Uğur Dündar’ın karşı tarafın tanığı olarak dinlendiğini hatırlatan Nebioğlu, Dündar’ın mahkemede gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu iddia etti. Sert ifadeler kullanan Nebioğlu, hukuki sürecin yalnızca kişisel bir hesaplaşma değil, aynı zamanda kamuoyunda dile getirilen söylemlerin doğruluğunun test edildiği bir zemin olduğunu söyledi.
Nebioğlu ayrıca, Metin Akpınar’ın ilk günden itibaren kamuoyu önünde farklı bir yaklaşım sergilemesi halinde sürecin daha az yıpratıcı olabileceğini ifade etti. Açıklamalarında, yaşananların sadece kendi hayatını değil, benzer durumlarla karşı karşıya kalan pek çok insanı ilgilendirdiğini belirterek, toplumsal sorumluluk vurgusu yaptı.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava, hem magazin hem de hukuk çevrelerinde tartışılmaya devam ederken, kararın istinaf sürecine taşınıp taşınmayacağı merak konusu oldu. Nebioğlu’nun açıklamaları, davanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda duygusal ve toplumsal boyutları bulunduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.
