Gürlek, konuşmasında Türkiye’de ceza yargılamasının yalnızca fiziksel delillere dayanmadığını, aksine çok yönlü bir delil sistemiyle yürütüldüğünü belirtti. “Cesedin bulunmaması, bir olayın cinayet olmadığı anlamına gelmez” diyerek, bu konudaki yaygın yanlış algıya dikkat çekti. Ona göre ceza hukukunun temel amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır ve bu da tek bir delil türüyle değil, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesiyle mümkündür.
Bakan, bu konuda Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına da atıf yaptı. Özellikle Yargıtay kararlarında, ceset bulunmadan da adam öldürme suçundan mahkûmiyet verilebildiğini hatırlatarak, bunun istisnai bir durum değil, hukuki sistem içinde yer alan bir uygulama olduğunu ifade etti. Bu tür kararların, yalnızca fiziksel delil değil, güçlü yan deliller ve bütüncül değerlendirme ile verildiğini vurguladı.
Gürlek’e göre cinayet soruşturmalarında en önemli unsur, delillerin birbirini destekleyip desteklemediğidir. Tanık beyanları, sanık ifadeleri, olay yeri incelemeleri, kamera kayıtları, telefon sinyalleri, dijital veriler ve adli tıp bulguları bir araya geldiğinde, ceset bulunmasa bile olayın aydınlatılabileceğini belirtti. Bu yaklaşımın, modern ceza hukukunun temel prensiplerinden biri olduğunu söyledi.
Ayrıca Bakan, kamuoyunda “ceset yoksa suç da yoktur” şeklinde yanlış bir algı oluştuğunu, bunun hukuki gerçeklikle bağdaşmadığını ifade etti. Ceza yargılamasında önemli olanın somut gerçeğe ulaşmak olduğunu, bu nedenle delillerin tek tek değil, bütün halinde değerlendirildiğini söyledi. Bu yaklaşımın hem mağdur haklarını korumak hem de adaletin doğru şekilde tecelli etmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.
Faili meçhul dosyalarla ilgili de önemli bilgiler paylaşan Gürlek, Türkiye genelinde çok sayıda geçmiş cinayet dosyasının yeniden incelendiğini ve bu konuda kurumsal kapasitenin artırıldığını açıkladı. 75 ilde yüzlerce dosya üzerinde çalışma yürütüldüğünü, 693 maktule ilişkin eski dosyaların yeniden ele alındığını ve teknolojik imkânların da bu süreçte aktif kullanıldığını belirtti.
Gürlek, özellikle soğuk dosyalar olarak bilinen eski cinayet vakalarında DNA incelemeleri, dijital veri analizleri ve yeniden tanık ifadeleri gibi yöntemlerin devreye sokulduğunu ifade etti. Bu sayede yıllar önce çözülememiş bazı dosyaların yeniden açıldığı ve ilerleme kaydedildiği bilgisini paylaştı.
Özetle açıklamalar şu noktaları içerdi:
