Oyuncu Elçin Sangu ile sevgilisi Y.Ö’nün gazeteci Birsen Altuntaş’a karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde dikkat çekici bir karar daha çıktı. Altuntaş’ın kişisel Instagram hesabından kamuoyuna açıkladığı bilgilere göre, Sangu’nun 500 bin TL manevi tazminat talep ettiği dava ilk duruşmada reddedildi. Kararın istinaf yolu açık olmak üzere verilmesi nedeniyle yargı süreci henüz kesinleşmedi.
Oyuncu Elçin Sangu ile deneyimli magazin gazetecisi Birsen Altuntaş arasında uzun süredir devam eden gerilim, sosyal medya tartışmalarından adliye koridorlarına taşınmıştı. Son gelişme ise bu mücadelenin Birsen Altuntaş lehine sonuçlanan yeni bir halkası oldu.
Altuntaş’ın kamuoyuna duyurduğu açıklamaya göre, Elçin Sangu ve sevgilisi Y.Ö. tarafından açılan toplam altı tazminat davasından biri İstanbul Adliyesi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Sangu’nun Altuntaş’tan talep ettiği 500 bin TL’lik manevi tazminat, mahkeme tarafından ilk duruşmada reddedildi.
Kararın istinaf yolu açık olduğu, dolayısıyla henüz kesinleşmediği belirtildi. Ancak mahkemenin davayı ilk celsede reddetmesi, uzun süredir devam eden hukuk mücadelesinde Altuntaş cephesinin önemli bir kazanımı olarak değerlendirildi.
TARTIŞMA NASIL BAŞLADI?
Elçin Sangu ile Birsen Altuntaş arasındaki gerilimin geçmişi, oyuncunun eski menajeri Başay Okay ile yıllardır sürdürdüğü alacak davasına ve televizyon sektöründeki menajerlik sistemi tartışmalarına dayanıyor.
İkili arasındaki tansiyon, 2025 yılının ocak ayında sosyal medya üzerinden yapılan karşılıklı açıklamalarla yükseldi. Sangu, Altuntaş’ı yanlış bilgiler üzerinden haber yapmakla ve kendisine yönelik zorbalık yürütmekle suçladı. Ayrıca devam eden davaların oyuncular açısından emsal niteliği taşıdığını savundu.
Altuntaş ise yürüttüğü gazetecilik faaliyetlerini savunarak Sangu’nun eleştirilerine karşılık verdi. Taraflar arasındaki tartışma kısa süre içinde karşılıklı dava açıklamalarına ve hukuk mücadelesine dönüştü.
ALTI AYRI TAZMİNAT DAVASI İDDİASI
Birsen Altuntaş’ın son açıklamasında yer verdiği bilgilere göre Elçin Sangu ve sevgilisi Y.Ö., gazeteciye karşı toplam altı ayrı tazminat davası açtı ve bu davalarda toplam 3 milyon TL’yi aşan miktarda para talep etti.
Altuntaş ayrıca Sangu’nun kendisi hakkında üç ayrı suç duyurusunda bulunduğunu, bunlardan ikisinin takipsizlikle sonuçlandığını ve hakkında birden fazla kez tedbir kararı alınması için başvuru yapıldığını öne sürdü.
Nitekim kamuoyuna yansıyan başka bir soruşturma dosyasında, Sangu’nun Altuntaş hakkında yaptığı hakaret şikâyeti sonucunda savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Sangu’nun bu karara yaptığı itirazın da reddedildiği bildirildi.
BASIN KARTINI İPTAL ETTİRME GİRİŞİMİ DE SONUÇSUZ KALDI
Elçin Sangu’nun, Birsen Altuntaş’ın sürekli basın kartının iptal edilmesi amacıyla CİMER’e başvurduğu da daha önce kamuoyuna yansımıştı.
Başvurunun incelenmesinin ardından Altuntaş’ın sürekli basın kartının iptal edilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı belirtilmiş ve talep reddedilmişti. Yaklaşık 30 yıldır medya sektöründe çalışan Altuntaş’ın sürekli basın kartı korunmuştu.
Altuntaş, Sangu’nun bununla da yetinmeyerek internet sitesini ve sosyal medya hesaplarını erişime kapattırmak amacıyla hukuki girişimlerde bulunduğunu, ancak bu taleplerin de kabul edilmediğini açıkladı.
Bu tablo, taraflar arasındaki anlaşmazlığın yalnızca tek bir habere veya tek bir tazminat talebine dayanmadığını; gazetecinin ekonomik, mesleki ve dijital faaliyetlerini kapsayan çok yönlü bir mücadeleye dönüştüğünü gösterdi.
“HUKUK ARAMA” SINIRINI AŞAN BİR HESAPLAŞMA MI?
Elçin Sangu’nun kişilik haklarını korumak ve yanlış olduğunu düşündüğü haberler karşısında yargıya başvurmak elbette anayasal bir hak. Ancak aynı gazeteciye karşı peş peşe suç duyuruları, tedbir başvuruları, tazminat davaları, sosyal medya hesaplarının kapatılması talepleri ve basın kartının iptal ettirilmesine yönelik girişimlerde bulunulması, sürecin sıradan bir hak arama mücadelesinin ötesine geçtiği yorumlarına neden oldu.
Birsen Altuntaş cephesinden bakıldığında yaşananlar, bir gazetecinin haberleri nedeniyle yalnızca mahkemede değil; mesleki itibarı, basın kartı, internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden de baskı altına alınmaya çalışıldığı görüntüsünü oluşturdu.
Altuntaş, son açıklamasında Sangu’nun Maliye’ye kendisi hakkında asılsız bir ihbarda bulunduğunu ve bazı oyuncu arkadaşlarına kendisiyle röportaj yapmamaları yönünde baskı yaptığını da iddia etti. Bu suçlamalar Altuntaş’ın kişisel beyanlarına dayanırken, söz konusu iddialar hakkında Elçin Sangu cephesinden kamuoyuna yansıyan ayrıntılı bir yanıt bulunmuyor.
BİRSEN ALTUNTAŞ GERİ ADIM ATMADI
Yaşanan süreçte Birsen Altuntaş, açılan davalara, şikâyetlere ve mesleki haklarına yönelik girişimlere rağmen gazetecilik faaliyetlerini sürdürdü. Son 500 bin TL’lik tazminat davasının ilk duruşmada reddedilmesi de Altuntaş’ın geri adım atmayan tutumunun yargı cephesindeki son karşılığı oldu.
Ortaya çıkan kararlar, bir gazetecinin yaptığı haberler nedeniyle sürekli ve çok yönlü hukuk baskısı altında bırakılmasının basın ve ifade özgürlüğü açısından doğurabileceği sonuçları bir kez daha gündeme taşıdı.
Elçin Sangu’nun uzun süredir devam ettirdiği hukuk mücadelesi, kamuoyunda artık kişilik haklarının korunmasına yönelik sıradan bir süreçten çok, Birsen Altuntaş’a karşı yürütülen kişisel bir hesaplaşma görüntüsü veriyor.
Ancak son kararla birlikte mahkeme, 500 bin TL’lik manevi tazminat talebini ilk celsede reddetti. Böylece Birsen Altuntaş, kendisini susturmayı ve ekonomik baskı altına almayı amaçladığını savunduğu dava zincirinin bir halkasını daha boşa çıkarmış oldu.
Şimdi gözler, istinaf sürecine ve geriye kalan diğer davalarda verilecek kararlara çevrildi.
**Birsen Altuntaş açısından mesaj ise açık: Gazetecilik faaliyetleri davalarla, şikâyetlerle ve mesleki haklara yönelik girişimlerle susturulamadı.*
