İstanbul’da yaşayan dört çocuk annesi Sema Can, pembe renkli tırıyla Avrupa yollarında adeta bir ilgi odağı hâline geldi. Tekstil sektöründe uzun yıllar çalıştıktan sonra iş yerini iflas nedeniyle kapatmak zorunda kalan Can, aileden esinlenerek tır şoförlüğüne yöneldi. Babası ve ağabeyi uzun yıllardır bu mesleği yaparken, Can da çocukluk hayali olarak gördüğü bu işe adım attı ve bugün Avrupa’nın birçok ülkesine yük taşıyor.
42 yaşındaki Can, yaklaşık beş yıldır uluslararası taşımacılık yapıyor ve tırıyla İngiltere, Almanya, Hollanda gibi ülkelere gidip geliyor. İstanbul’dan başlayan yolculukları sırasında, yaklaşık 2,5 ayda bir çocuklarını görebiliyor. Çocuklarının bu süreçte kendisine büyük moral verdiğini anlatan Can, “Çocuklarım bana ‘Anne, evet yapabilirsin. Arkandayız. Özlem olacak, evde olmayacaksın ama bu senin hayalinse biz senin arkandayız’ diyerek destek veriyorlar. Bu bana güç veriyor” diyor.
Can, tır şoförlüğünü yalnızca bir iş değil, aynı zamanda büyük bir tutku olarak gördüğünü belirtiyor. “Önceden 15 yıl tekstil sektöründe çalıştım, maalesef işimi batırdım. Sonra dört çocuk annesi olarak başka bir işe yönelmem gerekti. Babam ve abim tır şoförüydü, onlardan esinlendim. Büyük araç kullanmak hep ilgimi çekiyordu ve şu an yaklaşık beş yıldır bu işi yapıyorum. Avrupa’ya çalışıyorum, meslek çok kıymetli ve bana göre çok değerli” diyor.
Ailesinin mesleğini desteklemediğini de ifade eden Can, “Babam tır şoförü olmasına rağmen abim de dahil ailem, benim bu mesleğe yönelmemi istemedi. ‘Erkek işi, kadının tırda ne işi var’ dediler. Ama gücü ve cesareti olan her kadın bu işi yapabilir. Kadınların da güçlü adımlar atması gerektiğini düşünüyorum” diyor.
Mesleğin zorluklarına da değinen Can, evden ve çocuklarından uzak olmanın en büyük güçlük olduğunu belirtiyor. “Çocuk özlemi, evlat hasreti dışında çok büyük bir zorluk yok. Meslek teknik olarak zor değil, dikkat ve özen gerektiriyor. Avrupa’da bazen güvensiz park yerlerinde kalmak zorunda kalıyoruz, dillerini bilmediğimiz insanlarla sıkıntı yaşayabiliyoruz. Ama mümkün olduğunca güvenli yerlerde konaklamaya özen gösteriyorum” diyor.
Pembe renkli tırı ve bir kadın şoför olarak Avrupa yollarında dikkat çektiğini anlatan Can, “Yolda insanlar önce tıra bakıyor, sonra direksiyonda bir kadın görünce şaşırıyorlar. Almanya, Fransa gibi ülkelerde ‘Fotoğraf çekebilir miyiz madam?’ diye soruyorlar. Ben de izin veriyorum, bu gurur verici bir durum. Özellikle gurbetçilerimiz bizi gördüğünde çığlık çığlığa korna çalıyorlar. Bu, yaptığımız işin değerini gösteriyor” diyor.
Sema Can, kadınların bu mesleğe cesaretle yönelmesini teşvik ediyor. “Kadın şoförlerimiz benim gibi sağlam adımlar atarak arkamdan gelir diye düşünüyorum. Bu meslekte kadınlar da güçlü adımlar atabilir. Hem çocuklarını hem de hayallerini aynı anda sürdürebilirler. Avrupa’da fark yaratmak, hem kendi güvenimi sağlamak hem de mesleğimin değerini göstermek benim için çok önemli” diyor.
Can, hikayesinin diğer kadınlara ilham olmasını istiyor. “Bu meslek sadece erkeklere ait değil. Cesaret ve disiplinle her kadın bu işi yapabilir. Kadın şoförlerin sayısının artmasıyla sektörde daha çok örnek görebiliriz. Ben elimden geldiğince işi düzgün yapmaya, güvenli bir şekilde taşımacılığı sürdürmeye devam edeceğim” diyor.
Avrupa’da pembe tırıyla dikkat çeken Sema Can, aynı zamanda Türk kadınının gücünü ve azmini temsil ediyor. Çocuklarından, evinden ve sosyal hayatından uzak kalmasına rağmen işine olan tutkusu, kadınlara örnek teşkil ediyor. Can’ın hikayesi, geleneksel iş rollerinin dışına çıkarak hem ailelerini hem de hayallerini sürdüren kadınların başarı öyküsü olarak öne çıkıyor.
Bu yolculuk, hem maddi hem de manevi olarak Sema Can’a büyük tatmin sağlıyor. Avrupa yollarında Türk bir kadın şoför görmek, yerel halk ve gurbetçiler için de büyük bir ilgi ve şaşkınlık konusu oluyor. Can, pembe tırıyla yalnızca yük taşımıyor; aynı zamanda kadınların cesaret ve kararlılığıyla neler başarabileceğini herkese gösteriyor.

