Gazze’de ateşkes sonrası dönemin en kritik diplomatik adımı bugün atılıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında oluşturulan Gazze Barış Kurulu, ilk resmi toplantısını ABD’nin başkenti Washington’da gerçekleştirecek. Uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği toplantıda, Gazze’nin yeniden inşası ve insani yardım faaliyetleri için 5 milyar doların üzerinde bağış açıklanması bekleniyor.
Toplantı yalnızca mali destek açısından değil, Gazze’nin gelecekteki siyasi ve idari yapısının şekillenmesi bakımından da kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Küresel Katılım, Yüksek Temsil Düzeyi
Zirveye üye ülkelerin liderler ya da üst düzey temsilcilerle katılması bekleniyor. Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek.
Diplomatik kaynaklara göre toplantıda yalnızca bağış miktarları değil, fonların nasıl kullanılacağı, hangi kurumların denetim mekanizmasında yer alacağı ve Gazze’deki yeniden yapılanmanın hangi takvim çerçevesinde ilerleyeceği de ele alınacak.
5 Milyar Doların Ötesinde Bir Plan
ABD Başkanı Trump daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze Barış Planı’nın yalnızca bir ateşkes girişimi olmadığını, daha geniş bir bölgesel barış vizyonunun parçası olduğunu vurgulamıştı. “Bence tüm dünyada barış hâkim olacak” sözleriyle sürecin küresel bir barış perspektifi taşıdığını ifade etmişti.
Uzmanlara göre açıklanması beklenen 5 milyar doların üzerinde bağış, Gazze’deki:
-
Konut projeleri
-
Elektrik ve su altyapısının yeniden inşası
-
Sağlık tesislerinin onarımı
-
Eğitim kurumlarının desteklenmesi
-
Geçici barınma ve gıda güvenliği programları
gibi temel alanlarda kullanılacak.
Ancak diplomatik çevreler, kalıcı barış için mali destek kadar siyasi irade ve güvenlik garantilerinin de belirleyici olacağını vurguluyor.
Türkiye’nin Diplomatik Çerçevesi
Hakan Fidan’ın toplantıda yapacağı konuşmada şu mesajların öne çıkması bekleniyor:
-
Filistin meselesinde adil ve kalıcı çözüm için kararlılığın sürdürülmesi
-
Ateşkes ihlallerinin son bulması
-
Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması
-
Yeniden imar sürecine Türkiye’nin aktif katkı sağlamaya hazır olduğu
-
Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine karşı uluslararası toplumun harekete geçmesi
-
İki devletli çözüm perspektifine güçlü destek
Türkiye, Gazze Barış Kurulu’nun kurucu üyeleri arasında yer alırken aynı zamanda Gazze Yürütme Kurulu’nda da temsil ediliyor. Ankara, sürecin hem diplomatik hem insani hem de yeniden imar boyutunda aktif rol üstlenme iradesini sürdürüyor.
Sürecin Diplomatik Arka Planı
Barış Kurulu’nun temelleri 23 Eylül 2025’te atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu sekiz Müslüman lider, Donald Trump ile Gazze’de ateşkes ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik bir görüşme gerçekleştirdi.
Bu görüşmenin ardından açıklanan Barış Planı, 13 Ekim 2025’te Mısır’ın Sharm El Sheikh kentinde düzenlenen zirvede resmiyet kazandı. Türkiye, ABD, Katar ve Mısır’ın imzaladığı ortak bildiriyle ateşkes ilan edildi.
Plan, 17 Kasım 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla uluslararası hukuki zemin kazandı.
Ardından 14 Ocak’ta Gazze’nin idaresini üstlenmek üzere 15 Filistinli teknokrattan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kuruldu. Böylece süreç, askeri ateşkesten siyasi ve idari yapılanmaya doğru evrildi.
Kritik Sorular
Bugünkü toplantı bazı temel sorulara da yanıt arayacak:
-
Toplanan fonlar nasıl ve kim tarafından denetlenecek?
-
Gazze’nin güvenliği hangi uluslararası mekanizmalarla sağlanacak?
-
Siyasi çözüm süreci hangi takvimle ilerleyecek?
-
Bölgesel aktörlerin rolü nasıl şekillenecek?
Uzmanlara göre bağış miktarı ne kadar yüksek olursa olsun, sahadaki güvenlik dengeleri ve siyasi uzlaşı kalıcı barışın anahtarı olacak.
Yeni Bir Dönemin Başlangıcı mı?
Gazze Barış Kurulu’nun ilk toplantısı, yalnızca bir finans zirvesi değil; Orta Doğu’da yeni bir diplomatik dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Küresel güçlerin aynı masa etrafında toplanması, uzun süredir istikrarsızlıkla anılan bölgede yeni bir sayfa açma girişimi olarak görülüyor.
Ancak sürecin başarısı, alınan kararların uygulanabilirliğine ve tarafların taahhütlerine ne ölçüde bağlı kalacağına bağlı olacak.
