Türk tiyatrosunun hafızası, sahnesi ve vicdanı olarak anılan Haldun Dormen’den gelen haber, yalnızca sanat dünyasında değil, onu uzaktan yakından tanıyan herkesin yüreğinde ağır bir sessizlik yarattı. 97 yaşındaki usta sanatçının, geçirdiği enfeksiyon sonrası kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alındığı ve entübe edildiği açıklandı. Bu gelişme, yarım asrı aşan bir sanat yolculuğunun simge ismi için edilen duaları bir kez daha çoğalttı.
Bir süredir özel bir hastanede tedavi altında olan Dormen’in sağlık durumu, son günlerde yakından takip ediliyordu. 5 Ocak’ta yoğun bakım ünitesine alınan usta ismin, solunum desteğinin artırılması amacıyla entübe edildiği bilgisi, oğlu Ömer Dormen tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklamada hem endişe hem de güçlü bir umut hissi dikkat çekti. Aile, tedavi sürecinin titizlikle sürdüğünü ve Dormen’in bu zorlu süreci de aşacağına inandıklarını ifade etti.
Bu haberin ardından, Türkiye’nin dört bir yanından sanatçılar, öğrenciler, tiyatro izleyicileri ve kültür insanları sosyal medya üzerinden geçmiş olsun mesajları paylaştı. Pek çok kişi için Haldun Dormen yalnızca bir tiyatro insanı değil; sahneyle tanışmanın, disiplinin, zarafetin ve mesleki ahlakın ilk öğretmeniydi.
Bir Sahne Adamının Uzun Yolculuğu
5 Nisan 1928’de Mersin’de dünyaya gelen Ahmet Haldun Dormen, daha gençlik yıllarında tiyatroya duyduğu ilgiyi mesleğe dönüştürme kararlılığı gösterdi. Eğitimini ABD’de sürdürerek Yale Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi aldı ve yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. O dönem için son derece cesur sayılabilecek bu adım, Türkiye’ye döndüğünde tiyatro anlayışını kökten etkileyecek bir birikimin temelini oluşturdu.
1955 yılında kurduğu Dormen Tiyatrosu, yalnızca bir sahne değil; bir ekol, bir okul ve bir duruş haline geldi. Burada sergilenen oyunlar, sahne disiplini ve oyunculuk anlayışıyla Türk tiyatrosunda yeni bir dönemin kapılarını araladı. Dormen, tiyatronun sadece sanat değil, aynı zamanda ciddi bir emek ve sorumluluk alanı olduğunu her fırsatta vurguladı.
1961 yılında Türkiye’de sahnelenen ilk batılı müzikal olan Sokak Kızı İrma’yı yönetmesi, onun vizyonunun en çarpıcı göstergelerinden biri oldu. Ardından gelen yıllarda müzikal tiyatronun gelişimine yön verdi. Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Şen Sazın Bülbülleri gibi yapımlar, hem seyirciyle kurduğu bağ hem de sahne dili açısından unutulmazlar arasına girdi.
Bitmeyen Alkış: Lüküs Hayat
1985 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneye koyduğu Lüküs Hayat, adeta Haldun Dormen’in tiyatro anlayışının bir özeti gibiydi. Oyun, yaklaşık 30 yıl boyunca aralıksız sahnelendi ve çoğu zaman kapalı gişe oynadı. Farklı kuşaklar aynı eseri izledi; sahnede değişen oyunculara rağmen ruhu hiç değişmedi. Bu, Dormen’in tiyatroya kazandırdığı kalıcılığın en somut örneklerinden biri olarak kabul edildi.
Eğiten, Yetiştiren, Yol Açan
Haldun Dormen’in belki de en büyük mirası, sahnelediği oyunlardan çok yetiştirdiği insanlardı. Onun yanında çalışan, eğitim alan ya da yalnızca provalarını izleyen pek çok isim, yıllar sonra bile Dormen’in disiplinini ve nezaketini örnek aldıklarını dile getirdi. Sert ama adil, kuralcı ama ilham verici bir eğitmen olarak anıldı.
Özel yaşamında da sanata yakışır bir zarafet sergileyen Dormen, 1959 yılında halkla ilişkiler dünyasının saygın ismi Betül Mardin ile evlendi. Bu evlilikten dünyaya gelen oğlu Ömer Dormen, bugün babasının en büyük destekçisi olarak süreci yakından takip ediyor.
Yaşamı boyunca 250’nin üzerinde ödüle layık görülen Dormen, aldığı hiçbir ödülü bir son nokta olarak görmedi. Onun için tiyatro, nefes alıp vermek kadar doğal, sahne ise hayatın ta kendisiydi.
Sessiz Bir Bekleyiş
Bugün yoğun bakımda tedavisi süren Haldun Dormen için Türkiye genelinde sessiz ama güçlü bir bekleyiş hâkim. Sahne ışıkları şu an kapalı olsa da, onu tanıyan herkes aynı düşüncede birleşiyor:
Bu, yalnızca bir sağlık mücadelesi değil; bir çınarın ayakta kalma mücadelesi.
Ve herkes aynı dileği fısıldıyor:
Perde henüz kapanmasın.

