Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman — gıda güvenliği konusunda ciddi bir kırılganlıkla karşı karşıya. Bu ülkeler, yerli üretimin sınırlı olması nedeniyle tüketimlerinin büyük bir bölümünü ithalatla karşılamak zorunda. Özellikle tahıl ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılık yüzde 90’ın üzerinde. Uzmanlar, çöl iklimi, kısıtlı tarım arazileri ve su kaynaklarının sınırlılığı nedeniyle Körfez ülkelerinde kendi kendine yeterli gıda üretiminin neredeyse imkânsız olduğunu vurguluyor. Görece en yüksek yerli üretime sahip ülke olan Umman dahi, gıda ihtiyacının büyük kısmını dış pazarlardan sağlamak zorunda.
Bölgedeki gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından biri Hürmüz Boğazı. Dünya genelinde enerji nakliyesiyle bilinen bu boğaz, aynı zamanda Körfez ülkelerine gıda ve temel tüketim malzemelerinin ulaştığı ana geçiş noktalarından biri. Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi verilerine göre boğazdan her gün yaklaşık 138 gemi geçiyor ve bu gemiler sadece petrol ve doğal gaz taşımıyor; tahıl, baklagiller, un, şeker ve diğer temel gıda ürünlerinin büyük bir kısmını da bölgeye ulaştırıyor.
ABD ve İsrail’in olası saldırıları karşısında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali, gıda tedarik zincirini ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, böyle bir durumda bölgede temel gıda maddelerinde ciddi kıtlık yaşanabileceğini, fiyatların hızla artacağını ve halk üzerinde sosyal ve ekonomik baskının yükseleceğini belirtiyor. Gıda güvenliği artık yalnızca ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda bölgesel istikrar ve diplomatik ilişkiler açısından da kritik bir konu hâline gelmiş durumda.
Körfez ülkelerinin ithalata bağımlılığı özellikle tahıl ürünlerinde dikkat çekici seviyede. CNN’in analizlerine göre, bu altı ülke toplam gıda tüketimlerinin yaklaşık yüzde 85’ini ithalatla sağlarken, tahıl ürünlerinde bu oran yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Bu durum, herhangi bir dış şok karşısında gıda arzının hızla tehlikeye girebileceğini gösteriyor. Bölge hükümetleri, stratejik rezervleri artırmak ve alternatif tedarik yolları bulmak için çeşitli önlemler almış olsa da, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması gibi bir senaryo, mevcut gıda güvenliği önlemlerini yetersiz bırakabilir.
Özetle, Körfez’deki altı ülke, sınırlı tarım alanları ve çöl iklimi nedeniyle kendi kendine yeterli olamayan bir yapıya sahip. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması durumunda gıda tedarik zinciri ciddi şekilde sekteye uğrayacak ve bölge halkları için açlık ve ekonomik kriz riski artacak. Bu durum, sadece Körfez ülkelerini değil, dünya gıda ve enerji piyasalarını da yakından ilgilendiren bir tehdit olarak görülüyor.
