Orta Doğu’da 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan ve ABD ile İsrail’in ortak operasyonlarıyla yoğunlaşan savaş, 35. gününde devam ediyor. Savaşın başından bu yana karşılıklı saldırılar, açıklamalar ve stratejik hamleler gündemi meşgul ederken, bölgedeki tansiyon hâlâ yüksek seviyede seyrediyor. Ateşkes ve müzakere girişimleri zaman zaman gündeme gelse de, sahadaki durum her iki tarafın da ciddi hazırlıklar içinde olduğunu gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın saldırı kapasitesinin büyük ölçüde tükendiğini ve füze kapasitesinin “neredeyse bittiğini” savunuyordu. Trump, operasyonların hedeflere ulaştığını, İran’ın donanma ve hava gücünün büyük ölçüde yok edildiğini belirtti. Ancak ABD’nin en güncel istihbarat raporları bu iddiaları çürütüyor ve İran’ın hâlâ önemli bir saldırı kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.
CNN tarafından yayımlanan raporlara göre, ABD istihbaratı, İran’ın füze fırlatma platformlarının yaklaşık yarısının hâlâ sağlam olduğunu ve İran cephaneliğinde binlerce intihar saldırısı düzenleyebilen insansız hava aracının (İHA) bulunduğunu aktardı. Uydu görüntüleri, bazı füze rampalarının gömülü veya erişilemez durumda olsa da tamamen yok edilmediğini ve hâlen kullanılabilir olduğunu gösteriyor.
ABD ve İsrail’in operasyonlarının temel hedefleri arasında, İran’ın balistik füze programı, İHA kapasitesi, nükleer altyapısı, donanma ve hava gücü yer alıyor. Operasyonlar sırasında İran, üst düzey yetkililerini kaybederken, füze üretim tesisleri, hava üsleri ve donanma unsurları da ağır darbeler aldı. Bu durum, İran’ın saldırı kapasitesini azaltmayı hedefleyen ABD ve İsrail stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, İran misilleme eylemlerini sürdürüyor. İsrail’e ve Körfez’deki ABD bağlantılı hedeflere düzenli füze ve İHA saldırıları gerçekleştiriliyor. Son 24 saatte de İran tarafından İsrail’e yeni füze saldırıları kaydedildi; bazıları İsrail hava savunması tarafından düşürülürken, bazıları sınırlı hasara yol açtı. Bu durum, savaşın halen dengeli bir şekilde iki taraf arasında devam ettiğini ortaya koyuyor.
İran, stratejik olarak Hürmüz Boğazı’nı kısmen, ardından tamamen gemi geçişlerine kapatarak “geçmeye çalışan her gemi vurulacak” mesajını verdi. Bu adım, küresel enerji taşımacılığında risk oluştururken, aynı zamanda bölgedeki dengeyi de doğrudan etkiliyor. Bölgede gemi geçişlerinin durması, uluslararası ticaret ve enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor.
CNN sunucuları ve istihbarat kaynakları, İran’ın füze ve drone kapasitesinin önemli bir bölümünün hâlâ aktif olduğunu vurguluyor. Bu durum, ABD ve İsrail’in operasyon hedeflerinin henüz tam anlamıyla gerçekleştirilmediğini, İran’ın hâlâ ciddi bir askeri kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor. Operasyonların etkinliği ve İran’ın kapasitesine yönelik yapılan değerlendirmeler, sahadaki gelişmelerle birlikte sürekli güncelleniyor.
ABD ve İsrail’in operasyonları, bölgedeki stratejik dengeleri değiştirmeye çalışırken, İran’ın hâlâ ciddi bir misilleme gücüne sahip olması, olası ateşkes ve müzakerelerin önemini artırıyor. Savaşın uzaması, karşılıklı saldırıların yoğunlaşması ve stratejik hedeflerin gerçekleştirilmesi süreci, bölgedeki tansiyonu yüksek tutuyor.
Sonuç olarak, ABD istihbarat raporları, Trump’ın “İran’ın gücü kalmadı” iddiasını çürütüyor ve İran’ın hâlâ önemli bir askeri kapasiteye sahip olduğunu ortaya koyuyor. Füze fırlatma platformlarının yarısı sağlam, İHA kapasitesi aktif ve İran hâlâ saldırı yapabilecek durumda. Bu durum, Orta Doğu’daki savaşın devam edeceğini, tarafların karşılıklı misillemelerinin süreceğini ve bölgedeki risklerin yüksek kalacağını gösteriyor.
Uzmanlar, bölgedeki askeri kapasitenin yanı sıra siyasi ve diplomatik gelişmeleri de yakından izliyor. İran’ın saldırı kapasitesinin hâlâ yüksek olması, olası diplomatik çözümleri zorlaştırıyor. Aynı zamanda, bölgedeki enerji taşımacılığı ve uluslararası ticaret üzerindeki etkiler, küresel ekonomi açısından da kritik önem taşıyor.
Bu kapsamlı istihbarat değerlendirmesi, Orta Doğu’daki savaşın uzun süreli olabileceğini ve tarafların hâlâ aktif olarak operasyon yürüttüğünü ortaya koyuyor. İran’ın füze ve İHA kapasitesinin varlığı, savaşın kaderini belirleyen önemli bir unsur olmaya devam ediyor. ABD ve İsrail’in operasyon stratejileri, sahadaki gelişmelere göre şekillenirken, İran’ın misilleme gücü, bölgedeki dengeleri sürekli olarak değiştiriyor.
