ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlattığı geniş çaplı askeri operasyonlar, aradan geçen bir aydan uzun sürede beklenen hızlı sonuçları vermedi. Aksine sahadaki gelişmeler, özellikle ABD açısından hem askeri hem de ekonomik anlamda giderek ağırlaşan bir tabloyu ortaya koyuyor.
Operasyonun ilk aşamasında hava üstünlüğünü kısa sürede ele geçirmeyi hedefleyen ABD, İran’ın beklenenden daha organize ve etkili hava savunma ağıyla karşılaştı. İran’ın hem kendi hava sahasını koruma kapasitesi hem de bölgedeki ABD üslerine yönelik karşı saldırıları, savaşın seyrini önemli ölçüde değiştirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın operasyonun planlanandan daha uzun sürdüğünü kabul etmesi, Washington cephesinde yaşanan stratejik sıkıntıların da bir göstergesi olarak yorumlandı. Uzmanlara göre, sahadaki direnç ve kayıpların artması, ABD’nin askeri planlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Hava gücünde dikkat çeken kayıplar
Operasyon süresince ABD Hava Kuvvetleri’ne ait birçok kritik platform ya düşürüldü ya da ağır hasar aldı. En dikkat çeken kayıpların başında F-15E Strike Eagle savaş uçakları geliyor. Toplam 4 uçağın kaybedildiği belirtilirken, bunların yalnızca biri İran hava sahasında düşürüldü. Diğer üç uçağın Kuveyt üzerinde dost ateşi sonucu kaybedilmiş olması, operasyonel koordinasyon ve iletişim sorunlarını da gündeme getirdi.
Her biri yaklaşık 90 milyon dolar değerindeki bu uçaklar, tek başına 360 milyon dolarlık bir kayıp anlamına geliyor. Bu durum, modern savaşlarda yalnızca düşman unsurların değil, operasyonel hataların da ciddi maliyetler doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu.
Yakın hava desteğinde görev yapan A-10 Thunderbolt II tipi uçaklardan biri de İran’ın karadan havaya füze sistemleri tarafından vurularak kaybedildi. Görece daha düşük maliyetli olan bu platformun (yaklaşık 18,8 milyon dolar) kaybı bile toplam zararın hızla büyümesine katkı sağladı.
Beşinci nesil savaş uçağı olan F-35 Lightning II’nin hasar alması ise operasyonun en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu. Tamamen kaybedilmese de bu tür gelişmiş platformların zarar görmesi, hem teknolojik üstünlük hem de caydırıcılık açısından önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
Stratejik ve yüksek maliyetli hedefler
ABD’nin en pahalı kayıplarından biri, Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü’nde konuşlu bulunan E-3 Sentry erken uyarı ve kontrol uçağının imha edilmesi oldu. Yaklaşık 700 milyon dolar değerindeki bu platform, yalnızca maliyetiyle değil, savaş alanındaki kritik rolüyle de büyük önem taşıyordu.
Bu tür erken uyarı uçakları, hava sahasının kontrolü ve operasyonların koordinasyonu açısından kilit rol oynadığından, kaybı ABD’nin operasyonel etkinliğini doğrudan etkileyebilecek nitelikte görülüyor.
Lojistik ve destek unsurlarında da kayıp
Sadece savaş uçakları değil, operasyonun sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip lojistik unsurlar da ciddi zarar gördü. Yakıt ikmal görevlerinde kullanılan KC-135 Stratotanker uçaklarından en az ikisinin imha edildiği, beşinin ise hasar aldığı bildirildi.
Bu tür kayıplar, doğrudan çatışma gücünden ziyade operasyonun devamlılığını etkileyerek uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabiliyor.
İHA’larda büyük kayıp
Operasyonun en dikkat çeken yönlerinden biri de insansız hava araçlarında yaşanan yüksek kayıp oranı oldu. İran tarafından düşürüldüğü belirtilen 17 adet MQ-9 Reaper İHA, sayısal olarak en büyük kaybı oluşturdu.
Her biri yaklaşık 30 milyon dolar değerinde olan bu sistemlerin toplam maliyeti 510 milyon doları bulurken, bu durum İran’ın İHA’lara karşı etkili bir savunma geliştirdiğini de ortaya koyuyor.
Helikopterler ve diğer kayıplar
Helikopter filosu da operasyonlardan nasibini aldı. Irak’ta bir HH-60M Black Hawk helikopteri hasar alırken, İran’daki arama-kurtarma faaliyetlerinde görev yapan iki HH-60W Jolly Green II helikopterinin zarar gördüğü bildirildi.
Bu kayıplar, çatışmanın yalnızca hava muharebesiyle sınırlı kalmadığını, destek ve kurtarma operasyonlarının da risk altında olduğunu gösteriyor.
Toplam zarar 2 milyar doları aştı
Tüm bu kalemler toplandığında, yalnızca imha edilen hava araçlarının maliyetinin 1,6 milyar doların üzerine çıktığı tahmin ediliyor. Hasar gören platformların bakım ve onarım giderleri de eklendiğinde toplam zararın 2 milyar doları aştığı ifade ediliyor.
Artan maliyetler ve uzayan savaş süresi, ABD yönetimi üzerinde hem ekonomik hem de siyasi baskıyı artırırken, operasyonun geleceği konusunda belirsizlikler de büyüyor. Uzmanlara göre, mevcut tablo devam ederse Washington’un ya strateji değişikliğine gitmesi ya da diplomatik seçenekleri yeniden değerlendirmesi kaçınılmaz olabilir.
