Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi yaklaşırken uluslararası basında Türkiye’nin son yıllarda izlediği dış politika ve savunma stratejileri yeniden gündemin merkezine oturdu. Özellikle İsrail basınında yayımlanan analizlerde, Türkiye’nin bölgesel dengelerde üstlendiği rolün giderek güçlendiği belirtilirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik açıklamaları dikkat çekici ifadelerle değerlendirildi.
İsrail’in önde gelen yayın organlarından Haaretz gazetesinde yayımlanan kapsamlı analizde, Trump’ın Türkiye’ye yönelik kullandığı yapıcı ve temkinli söylemlerin diplomatik açıdan önemli mesajlar içerdiği ifade edildi. Haberde, Washington ile Ankara arasında son dönemde gözlenen yumuşamanın yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, NATO’nun geleceği ve Orta Doğu’daki güç dengeleri bakımından da stratejik sonuçlar doğurabileceği yorumu yapıldı.
Analizde, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın iki lider arasındaki ilişkiye yönelik değerlendirmelerine de yer verildi. Barrack’ın açıklamalarının, Trump ile Erdoğan arasındaki diyaloğun güçlü bir karşılıklı güven zemini üzerinde ilerlediğini ortaya koyduğu belirtildi.
Trump’ın, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne katılma kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu saygıyla ilişkilendirmesi ise İsrail basını tarafından dikkatle analiz edildi. Bunun yanında Türkiye’nin uzun süredir talep ettiği F-35 savaş uçakları konusunda olumlu mesajlar vermesi, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin yeniden ivme kazanabileceği yönünde yorumlandı.
Haberde Türkiye’nin savunma sanayisinde son yirmi yılda gerçekleştirdiği dönüşüme geniş yer ayrıldı. Bir dönem askeri ihtiyaçlarının önemli bölümünü dış alımlarla karşılayan Türkiye’nin bugün yerli üretim kapasitesini büyük ölçüde artırdığı vurgulandı. Özellikle insansız hava araçları teknolojisinde elde edilen başarıların Türkiye’yi yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de önemli bir savunma oyuncusu haline getirdiği ifade edildi.
Analizde, Türkiye’nin artık sadece savunma sistemleri satın alan bir ülke değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren, ürün ihraç eden ve sahadaki askeri tecrübelerini farklı ülkelerle paylaşan bir aktöre dönüştüğü belirtildi. Savunma sanayisinde ulaşılan üretim hacminin milyarlarca dolarlık seviyeye yükseldiği, bu gelişmenin Ankara’nın uluslararası pazardaki ağırlığını artırdığı kaydedildi.
Öte yandan Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi için hazırlıkların tüm hızıyla devam ettiği aktarıldı. Zirveye çok sayıda devlet ve hükümet başkanının yanı sıra binlerce yabancı heyetin katılması beklenirken, güvenlik önlemlerinin de en üst seviyeye çıkarıldığı bildirildi. Zirve öncesinde düzenlenen operasyonlarla terör örgütlerine yönelik çok sayıda gözaltı işleminin gerçekleştirildiği ve başkentte olağanüstü güvenlik tedbirlerinin uygulandığı ifade edildi.
İsrail basınındaki analizlerde dikkat çeken bir diğer başlık ise Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği diplomatik ilişkiler oldu. Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’in zirveye davet edilmesi, Ankara’nın NATO ile Orta Doğu arasında yeni bir diplomatik köprü kurma hedefinin önemli bir adımı olarak değerlendirildi.
Haberde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde dile getirdiği bölgesel güvenlik vizyonuna da yer verildi. Buna göre Türkiye, bölge ülkelerinin güvenliklerini yalnızca küresel güçlerin desteğine bırakmak yerine, kendi aralarında oluşturacakları güçlü iş birliği mekanizmalarıyla kalıcı istikrar sağlayabileceklerini savunuyor.
Uzman değerlendirmelerine de yer verilen analizde, Ankara’nın son yıllarda savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve bölgesel arabuluculuk faaliyetleri sayesinde uluslararası sistemde daha görünür bir konuma yükseldiği ifade edildi. NATO Zirvesi’nin ise Türkiye açısından yalnızca askeri bir toplantı olmanın ötesinde, küresel diplomasi sahnesindeki etkisini pekiştirecek önemli bir fırsat olarak görüldüğü vurgulandı.
İsrail basınında yer alan yorumlarda, Ankara’nın hem Batı ittifakı içerisindeki konumunu güçlendirmeyi hem de Orta Doğu’da yeni güvenlik ve iş birliği modelleri geliştirmeyi hedeflediği belirtilirken, düzenlenecek zirvenin bu stratejik vizyonun uluslararası kamuoyuna yansıtılacağı kritik organizasyonlardan biri olacağı değerlendirmesi yapıldı.

