İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Batı Kudüs’te katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, İsrail toplumunun bazı kesimlerinde ciddi bir radikalleşme ve şiddet eğilimi yaşandığını söyledi. Herzog’un “canavarlaşma süreci” ifadesi, ülkede siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi.
Cumhurbaşkanı Herzog, özellikle işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere ait toprakların gasbedilmesi ve kutsal alanlara yönelik saldırıların arttığını belirterek, bu durumun “korkunç bir vahşet” boyutuna ulaştığını ifade etti. Toplumun kenar bölgelerinde başlayan bu şiddet eğiliminin giderek merkeze doğru yayıldığını vurgulayan Herzog, bunun İsrail için ciddi bir toplumsal tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Herzog konuşmasında, bazı grupların hukuka olan güveni kaybettiğini ve gözaltına alınan kişilerin temel haklarını bile sorgulayan bir anlayışın yayıldığını belirtti. Bu durumun toplumda kutuplaşmayı artırdığını ve şiddeti normalleştirdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanının açıklamaları kısa sürede İsrail siyasetinde geniş yankı uyandırdı. Özellikle aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Herzog’un sözlerine sert tepki göstererek, milyonlarca İsrailliyi hedef alan bu ifadelerin kabul edilemez olduğunu savundu. Ben-Gvir, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada cumhurbaşkanını sert şekilde eleştirerek görevine uygun olmadığını ileri sürdü.
Tartışmalara Ben-Gvir’in partisi Yahudi Gücü’nden milletvekilleri de katıldı. Bazı vekiller, Herzog’un açıklamalarını “aşırı genelleme” olarak nitelendirerek milyonlarca vatandaşı hedef aldığını iddia etti.
Öte yandan bölgede Filistinlilere yönelik saldırılar ve yerleşimci şiddeti uluslararası kamuoyunun da gündeminde yer almaya devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, işgal altındaki bölgelerde artan şiddet olaylarına dikkat çekerek daha güçlü uluslararası denetim çağrısında bulunuyor.
Herzog’un açıklamaları, İsrail içinde güvenlik politikaları ve toplumsal gerilimler üzerine süren tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda.
