İsrail’in Lübnan’a yönelik son hava saldırıları, ülke genelinde büyük yıkım ve can kaybına yol açtı. Dün öğle saatlerinde İsrail ordusu, Beyrut başta olmak üzere Lübnan’ın doğu ve güney kesimlerine ön uyarı yapmadan eş zamanlı yaklaşık 100 hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, 2 Mart’tan bu yana İsrail’in Lübnan’a gerçekleştirdiği en yoğun ve şiddetli operasyonlar olarak kayda geçti. Hedef alınan bölgelerde şiddetli patlamalar yaşanırken, yükselen dumanlar sivillerin korku içinde kaçışmasına neden oldu. Özellikle Beyrut’un güneyindeki Dahiye ve Tel Hayyat bölgeleri yoğun şekilde vuruldu ve birçok bina ağır hasar gördü.
Bu saldırılar sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı hızla artarak 254’e yükseldi. Ölenlerden 92’si başkent Beyrut’tan gelirken, geri kalan kayıplar doğu ve güney kesimlerden bildirildi. Bölgedeki hastaneler, patlamaların ardından yaralı kabulünde yoğunluk yaşarken, sağlık ekipleri yaralıları kurtarmak için seferber oldu. Sivillerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor, insani kriz derinleşiyor. Yetkililer, saldırıların hedefinde çoğunlukla sivil yerleşim alanlarının bulunduğunu ve bu nedenle can kaybının yüksek olduğunu açıkladı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Lübnan’daki saldırılar ve İran ile yürütülen ateşkes görüşmeleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Vance, İsrail’in saldırılarının İran ile yapılan geçici ateşkese dahil olmadığını ve bu operasyonların ateşkesin bir parçası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, ABD’nin İsrail’e Lübnan’a saldırmama konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadığını vurguladı. İran’ın bu süreçte Lübnan’ı gündeme taşıma kararının kendi tercihleri olduğunu ifade eden Vance, böyle bir adımın “aptalca” olacağını söyledi.
Saldırılar, bölgedeki gerilimi ciddi şekilde artırdı. Lübnan halkı, artan hava saldırıları nedeniyle büyük korku ve panik içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Altyapının zarar görmesi, elektrik, su ve sağlık hizmetlerinde aksamalara yol açarken, yerel yönetimler acil yardım çağrıları yapmak zorunda kaldı. Uzmanlar, bu saldırıların sadece insani krizi derinleştirmekle kalmayıp, bölgedeki siyasi istikrarı da tehdit ettiğini belirtiyor.
Öte yandan, ABD ve İran arasında yürütülen diplomatik çabalar da saldırılardan olumsuz etkilendi. Geçici ateşkes süreci, Lübnan’daki saldırılar nedeniyle ciddi bir sınavdan geçiyor. Uluslararası toplum, sivillerin korunması ve insani yardımın hızla ulaştırılması için çağrılarını artırıyor. Lübnan’daki yetkililer, yeni saldırıların ülkenin istikrarını daha da sarsabileceği uyarısında bulunurken, sivillerin güvenliği ve temel ihtiyaçlarının sağlanması öncelikli hale geldi.
Bölgede yaşanan bu gelişmeler, İsrail-Lübnan geriliminin önümüzdeki günlerde de devam edebileceğini gösteriyor. Saldırılar, yalnızca can kaybı ve maddi zarar değil, aynı zamanda bölgedeki diplomatik ilişkilerin de karmaşık bir hal almasına yol açtı. Uzmanlar, sivillerin korunması ve çatışmaların tırmanmaması için uluslararası toplumun daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguluyor.



