Marmara Denizi’nde son günlerde art arda meydana gelen küçük çaplı depremler, bölgede yaşayan vatandaşların dikkatini yeniden deprem riskine çevirdi. Özellikle Adalar fayı çevresinde yoğunlaşan sarsıntıların ardından sosyal medyada “büyük deprem yaklaşıyor” yorumları yapılmaya başlandı.
Ancak AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri, mevcut mikro deprem hareketliliğinin tek başına büyük bir depremin habercisi veya öncüsü olarak değerlendirilmesinin bilimsel bir karşılığı bulunmadığını açıkladı.
AFAD’ın Marmara Bölgesi’ndeki deprem hareketlerini son derece hassas sistemlerle takip ettiği belirtilirken, salı gününden bu yana bölgede 170’in üzerinde mikro deprem kaydedildi. Sarsıntıların bir bölümü Adalar fayı çevresinde yoğunlaşırken, en büyük hareketliliğin 3,2 büyüklüğüne kadar ulaştığı bildirildi.
MARMARA’DA DEPREM HAREKETLİLİĞİ YAKINDAN İZLENİYOR
AFAD, Marmara Bölgesi genelinde 304 deprem gözlem istasyonuyla çalışmalarını sürdürüyor.
Bölgede ayrıca derinliği 300 metreye kadar ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonu bulunuyor. Bu sistemler sayesinde büyüklüğü 1’in altında olan çok küçük depremler dahi tespit edilebiliyor.
Son günlerde kaydedilen mikro depremler de bu hassas sistemler tarafından ölçülerek kayıt altına alındı.
Deprem Bilim Kurulu üyeleri, elde edilen verilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirildiğini ve bölgede yaşanan hareketliliğin yakından takip edildiğini belirtti.
“170’İN ÜZERİNDE DEPREM KAYDEDİLDİ”
Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Marmara’daki hareketlilikle ilgili yaptığı değerlendirmede, salı gününden bu yana 3,2 büyüklüğüne kadar çıkan 170’in üzerinde mikro deprem yaşandığını söyledi.
Sözbilir, sarsıntıların önemli bölümünün Adalar fayına yakın noktalarda meydana geldiğini belirtti.
Depremlerin yaklaşık 5 ila 13 kilometre derinliklerde gerçekleştiğini aktaran Sözbilir, farklı odak mekanizmalarının da gözlendiğini ifade etti.
Ancak uzman, bu hareketliliğin doğrudan büyük bir depremin habercisi şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.
“ÖNCÜ DEPREM OLDUĞU ANCAK SONRADAN ANLAŞILABİLİR”
Prof. Dr. Hasan Sözbilir, bilim dünyasında bir depremin öncü deprem olup olmadığının önceden kesin şekilde belirlenmesini sağlayan güvenilir bir yöntem bulunmadığını belirtti.
Bir sarsıntının “öncü deprem” olarak adlandırılabilmesi için ardından daha büyük bir ana şok meydana gelmesi gerektiğini ifade eden Sözbilir, bu durumun ancak geriye dönük olarak anlaşılabileceğini söyledi.
Bu nedenle bugün meydana gelen küçük depremlere bakarak “büyük deprem geliyor” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı vurgulandı.
Sözbilir ayrıca Marmara’daki mikro deprem hareketliliğinin yeni ortaya çıkan bir durum olmadığını, 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden bu yana bölgede belirli aralıklarla benzer aktivitelerin görüldüğünü ifade etti.
“PANİĞE GEREK YOK”
Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy da Marmara Denizi’ndeki son hareketliliğin Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti.
Ersoy, fayların dönemsel olarak küçük depremler ve sarsıntı kümeleri oluşturabileceğini söyledi.
AFAD’ın gelişmeleri titizlikle takip ettiğini belirten Ersoy, mevcut verilerin vatandaşların paniğe kapılmasını gerektiren bir tablo ortaya koymadığını ifade etti.
Özellikle sosyal medyada yapılan yorumlara dikkat çeken Ersoy, küçük depremlerin ardından hemen büyük bir deprem geleceği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu belirtti.
Depremin kesin olarak hangi gün veya saatte meydana geleceğini önceden söylemenin bilimsel olarak mümkün olmadığına dikkat çekildi.
SOSYAL MEDYADAKİ “BÜYÜK DEPREM GELİYOR” İDDİALARINA UYARI
Marmara’da son günlerde yaşanan mikro depremler sosyal medyada da geniş yankı buldu.
Bazı kullanıcılar sarsıntıların sayısındaki artışı büyük depremin habercisi olarak yorumlarken, uzmanlar bu tür değerlendirmelerin bilimsel verilere dayandırılması gerektiğini vurguladı.
Bilim insanlarına göre yalnızca deprem sayısının artması, büyüklüklerin birbirine yakın olması veya sarsıntıların aynı fay çevresinde kümelenmesi, tek başına yaklaşan büyük bir depremin zamanını belirlemek için yeterli değil.
Vatandaşların sosyal medyada yayılan doğrulanmamış deprem tahminlerine itibar etmemesi ve yalnızca AFAD gibi yetkili kurumların açıklamalarını takip etmesi istendi.
“DEPREMLER FAY BOYUNCA İLERLEMİYOR”
Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ da bölgedeki hareketliliğin dağılımına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Aktuğ, mevcut küçük ölçekli depremlerin fayın tamamı hakkında kesin bir sonuca ulaşmak için tek başına yeterli olmadığını belirtti.
Adalar fayının yaklaşık 44 kilometrelik bir hat olduğunu ifade eden Aktuğ, son hareketliliğin ise bunun yaklaşık 7 kilometrelik sınırlı bir bölümünde meydana geldiğini söyledi.
Depremlerin fay doğrultusu boyunca ilerlediğine dair zamana bağlı bir korelasyon görülmediğini belirten Aktuğ, kademeli tetiklenmeye işaret eden bir derinlik veya doğrultu göçü de gözlenmediğini kaydetti.
Bu nedenle mevcut verilerin, sonraki büyük depremi tetikleyecek belirgin bir örüntü ortaya koymadığı belirtildi.
“60-70 DEPREMDEN SONRA BÜYÜK DEPREM OLACAK DİYE BİR KURAL YOK”
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da mikro depremlerin değerlendirilmesi konusunda geçmişte yaşanan örneklere dikkat çekti.
Barış, bu tür küçük deprem kümelerinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde daha önce birçok kez meydana geldiğini ve her hareketliliğin ardından mutlaka büyük bir deprem yaşanmadığını söyledi.
Mikro depremlerin fay üzerindeki küçük parçaların kırılması sonucu meydana gelebildiğini ifade eden Barış, çok sayıda küçük sarsıntının ardından büyük deprem meydana gelmesini zorunlu kılan bir bilimsel kural bulunmadığını vurguladı.
Bu nedenle vatandaşların yalnızca deprem sayısına bakarak sonuç çıkarmaması gerektiği belirtildi.
UZMANLARIN ORTAK MESAJI: PANİK DEĞİL, HAZIRLIK
Bilim insanları, Marmara’nın deprem riski taşıyan bir bölge olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini de özellikle vurguluyor.
Ancak uzmanlara göre asıl önemli konu, depremin ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmeye çalışmak yerine olası bir sarsıntıya karşı hazırlıklı olmak.
Binaların depreme dayanıklılığının kontrol edilmesi, riskli yapıların tespit edilmesi, gerekli güçlendirme çalışmalarının yapılması ve ailelerin acil durum planlarını hazırlaması gerektiği ifade ediliyor.
İş yerleri ve kamu kurumlarının da afet planlarını gözden geçirmesi, deprem sonrasında ihtiyaç duyulabilecek temel malzemelerin hazır bulundurulması öneriliyor.
MARMARA’DAKİ VERİLER TAKİP EDİLMEYE DEVAM EDECEK
Adalar fayı çevresindeki mikro deprem hareketliliği bilim insanları tarafından izlenmeye devam edecek.
AFAD’ın hassas gözlem istasyonlarından elde edilen veriler, bölgedeki sismik hareketliliğin daha ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine imkan sağlıyor.
Uzmanların ortak görüşü ise mevcut mikro deprem kümelenmesinin tek başına “büyük deprem geliyor” şeklinde yorumlanamayacağı yönünde.
Marmara’nın deprem gerçeğinin unutulmaması gerektiğini belirten bilim insanları, vatandaşlara korku ve paniğe kapılmak yerine bilimsel kaynakları takip etmeleri ve yaşadıkları binaların güvenliği konusunda gerekli adımları atmaları çağrısında bulunuyor.
