İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclisi’nde sunulan son rapor, hem kamuoyunda hem de İTO üyeleri arasında büyük yankı uyandırdı. TEMU ve yurt dışı harcamalarıyla uzun süredir gündemden düşmeyen İTO yönetimi, bu kez Epstein skandalı ve küresel cinsel sömürü olayları üzerinden hazırladığı “çocuk ve kadın raporu” ile tartışmaların odağına oturdu. Meclis Başkanı Erhan Erken, toplantıda yaptığı sunumda, seks sektöründe yer alan kadın ve kız sayısının 100 bin olduğunu açıklayarak, Türkiye’deki hassas grupların durumuna dikkat çekti.
İTO Sunumunda Çarpıcı Veriler
12 Şubat günü yapılan İTO Meclisi toplantısında, Erken yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Acaba bu olaylardan nasıl ders alabiliriz noktasında bir araştırma yaptım. Bugün sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.” Ardından paylaşılan veriler, Türkiye’deki çocuk ve genç nüfusun karşı karşıya olduğu riskleri gözler önüne serdi. Sunumda öne çıkan veriler şöyle sıralandı:
-
Yetim ve öksüz çocuk sayısı: 350 bin civarında
-
Devlet koruması altında olan çocuk sayısı: 25 bin
-
Cezaevinde bulunan çocuk sayısı: 5.300
-
Sokakta yaşayan çocuk sayısı: 45 bin
-
Resmi kayıtlara göre çalışan çocuk sayısı: 720 bin (Erken’in geniş kapsamlı tahmini: 3 milyon)
-
Seks sektöründe yer alan kadın ve kız sayısı: 100 bin
Bu veriler, Türkiye’deki hassas çocuk ve genç grupların karşı karşıya olduğu riskleri net bir biçimde ortaya koyuyor. Özellikle seks sektöründe yer alan kadın ve kız sayısının 100 bin olarak belirtilmesi, toplantıya katılan üyeler ve kamuoyu üzerinde şok etkisi yarattı.
Tepkiler ve Tartışmalar
Sunum sonrası Meclis üyeleri arasında ciddi tartışmalar yaşandı. Bazı üyeler, çocuklarla ilgili bir sunumda fuhuş ve seks sektörü verilerinin neden paylaşıldığını anlayamadıklarını belirtti. Bazıları ise “kadın ve kız” ayrımının ne anlama geldiğini sorguladı. Büyük bir kısmı, dünyanın en büyük ticaret odalarından birinin resmi toplantısında “seks sektörü” ifadesinin kullanılmasını eleştirdi.
Erken, sunumda bu verilerin sadece toplam çocuk nüfusu ile karşılaştırma amacıyla verildiğini, grubun tamamının 18 yaş altı olmadığını ve sektördeki genel kadın sayısını temsil ettiğini belirtti. Buna rağmen, verilerin içeriği ve sunum biçimi tartışmalara yol açtı.
Raporun Toplumsal Önemi
İTO Meclisi’ndeki rapor, Türkiye’de çocuk ve genç nüfusun özellikle sokakta yaşayan, çalıştırılan ve korunma altında olan çocuklar açısından ciddi riskler altında olduğunu ortaya koyuyor. Yetim/öksüz çocuklar, devlet korumasındaki çocuklar ve cezaevindeki gençler, raporda “hassas gruplar” olarak tanımlanıyor ve bu grupların korunması gerektiği vurgulanıyor.
Sunumda yer alan 100 bin kişi, seks sektöründe yer alan kadın ve kızları temsil ediyor. Bu sayı, yalnızca çocukları değil, genel kadın nüfusunu da kapsıyor. Ancak rakamın büyüklüğü, kamuoyunun dikkatini çekmek ve toplumsal farkındalık yaratmak açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor.
Eleştiriler ve İTO Yönetiminin Tutumu
Bazı üyeler, sunumda yer alan verilerin hassasiyetine dikkat çekerek, daha özenli bir dil kullanılmasını önerdi. Özellikle çocuklarla ilgili konularda, “seks sektörü” gibi ifadelerin resmi toplantılarda tartışılmasının etik olup olmadığı gündeme geldi. Buna karşın, Erken, raporun amacının Türkiye’deki hassas grupların korunmasına dikkat çekmek olduğunu ve verilerin farkındalık yaratma amaçlı olduğunu vurguladı.
Sonuç ve Öneriler
Rapor, Türkiye’deki çocuk ve kadın hakları konusunda ciddi bir tablo çiziyor. İTO Meclisi’nde ortaya konan veriler, ticaret odaları, devlet kurumları ve sivil toplum örgütleri için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle sokakta yaşayan, çalıştırılan veya devlet koruması altındaki çocuklar, cinsel sömürü ve istismar riskine karşı korunmalı, önleyici politikalar geliştirilmelidir.
Sunum, aynı zamanda toplumun ve politika yapıcıların, kadın ve çocuk hakları, çocuk işçiliği, sokakta yaşayan çocuklar ve seks sektörüne sürüklenen kadın ve kızlar konularında daha aktif rol alması gerektiğini ortaya koyuyor. İTO’nun bu raporu paylaşması, ticaret odalarının sosyal sorumluluk alanında farkındalık yaratabileceğini gösterirken, sunum biçimi ve içerik, kamuoyunda ve meclis üyeleri arasında tartışma yaratmaya devam ediyor.
