Kahramanmaraş’ta dünyaya gelen beş günlük bebeğe şiddet uyguladığı görüntülerle gündeme gelen hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık’ın, haber ve görüntülere erişim engeli talebi mahkeme tarafından reddedildi. Kararda, toplumun bilgi edinme hakkı ile basın özgürlüğü öncelikli tutulurken, bireyin unutulma hakkının kamu yararı karşısında geri planda kaldığı vurgulandı.
Olayın Arka Planı
Sema ve Abdullah Bozoklar çiftinin 2021 yılında Kahramanmaraş Sütçü İmam Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde dünyaya gelen bebekleri Deniz Esin Bozoklar, doğumunun hemen ardından hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık tarafından şiddet uygulamalarına maruz kaldı. Olay sonucunda, çocuğun bedensel ve zihinsel olarak kalıcı hasar gördüğü öne sürüldü.
Bağrıyanık, Kahramanmaraş 10’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Kasten Yaralama” suçundan yargılanmakta olup, 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya. Şiddet görüntüleri sosyal medyada ve haber sitelerinde geniş yer bulmuş, kamuoyunda büyük infiale yol açmıştı.
Erişim Engeli Talebi ve Gerekçeleri
Hazel Dırık Bağrıyanık, avukatları aracılığıyla Kahramanmaraş 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. Talebin kapsamı; bebeğe şiddet uygulandığı anlara ait görüntüler, bu görüntüler üzerinden yapılan haberler ve sosyal medyada yapılan paylaşımlara erişim engeli getirilmesini içeriyordu.
Talebin gerekçeleri şu şekilde sıralandı:
-
Olayın 5 yıl önce gerçekleştiği ve artık haber değeri taşımadığı,
-
Adının ve yüzünün açıkça gösterilmesiyle lekelenme hakkının ihlal edildiği,
-
Hakaret ve tehdit mesajları alındığı,
-
Paylaşımların onur ve şerefini zedeleme amacıyla yapıldığı iddia edildi.
Bağrıyanık, ayrıca kişilik haklarının korunması ve sosyal medya üzerinden yayılan içeriklerin kaldırılması talebinde bulundu.
Mahkeme Kararı ve Detaylı Gerekçesi
Mahkeme, talebi değerlendirirken dikkat çeken bir denge testi yaptı: Toplumun bilgi edinme hakkı ile bireyin unutulma hakkı arasındaki çatışmayı ölçtü. Karar şu şekilde özetlenebilir:
-
Hazel Dırık Bağrıyanık’a yönelik hakaret ve tehdit içeren paylaşımlara erişim engeli getirilebileceği,
-
Ancak haberlere ve güvenlik kamerası görüntülerine erişim engeli talebinin reddedildiği,
-
Olayın savunmasız bir bebeğe yönelik şiddet eylemi olduğu,
-
Kamu hizmeti veren sağlık kuruluşlarında yaşanan ve toplum güvenliğini ilgilendiren olayların haberleştirilmesinin basın özgürlüğü kapsamında olduğu,
-
Olayın somut ve belgelere dayalı olduğu, talep edenin tutuklanmasıyla sonuçlandığı,
-
Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddeleri uyarınca basının, kamuoyunu ilgilendiren olayları aktarma özgürlüğüne sahip olduğu belirtildi.
Hakim, kararında ayrıca şunları kaydetti:
“Talep edenin kişilik hakları ile toplumun bilgi alma özgürlüğü arasında yapılan denge testinde; olayın vahameti, mağdurun bebek olması ve kamu güvenliği unsurları nedeniyle toplumun bilgi alma hakkının ağır bastığı saptanmıştır. Bu nedenle haberlere ve görüntülere erişim engeli talebi reddedilmiştir.”
Kamuoyu ve Basın Özgürlüğü Açısından Önemi
Mahkeme kararı, özellikle sağlık hizmetlerinde yaşanan şiddet olaylarının kamuoyuna aktarılması açısından önem taşıyor. Uzmanlar, kararı değerlendirirken şu noktaları öne çıkarıyor:
-
Toplumun Bilgi Alma Hakkı: Özellikle sağlık, eğitim ve güvenlik gibi kamu hizmetleriyle ilgili olaylarda vatandaşların bilgi edinme hakkı önceliklidir.
-
Basın Özgürlüğü: Medya kuruluşları, kamu güvenliğini ilgilendiren olayları aktarma özgürlüğüne sahiptir.
-
Emsal Niteliği: Karar, benzer başvurularda kamu yararı ile kişilik hakları arasındaki denge açısından emsal oluşturuyor.
Sosyal Medya ve Toplumsal Tepki
Olayın görüntüleri sosyal medyada büyük yankı uyandırmış, vatandaşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından tepki gösterilmişti. Mahkemenin erişim engelini reddetmesi, bu tür olayların şeffaf bir şekilde gündemde tutulması açısından önemli görülüyor.
Uzmanlar, kamuoyunun bilgi alma hakkının korunmasının, benzer şiddet olaylarının önlenmesi ve sağlık sektöründe sorumluluk bilincinin artırılması açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Sonuç
Kahramanmaraş’ta yaşanan olay ve mahkeme kararı, bireysel haklar ile toplumsal fayda arasındaki dengeyi ortaya koyuyor. Karar, hem basın özgürlüğü hem de kamu yararı açısından dikkat çekici bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, toplumun özellikle savunmasız bireylere yönelik şiddet vakalarına karşı bilinçlenmesi ve yetkili kurumların denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından da önem taşıyor.
