Limasol bölgesinde yer alan kırsal bir yerleşimle ilgili ortaya atılan iddialar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde kamuoyunun gündemine oturdu. Rum basınında ve sosyal medyada yer alan paylaşımlara göre, Trozena köyünde geniş çaplı arazi alımları gerçekleştiren İsrail bağlantılı yatırımcıların bölgede fiili kontrol kurduğu öne sürülüyor.
Söz konusu iddiaların merkezinde ise köyde bulunan Aziz Georgios Kilisesi yer alıyor. İddiaya göre, ibadet amacıyla kiliseye gitmek isteyen bazı Rum vatandaşların girişine izin verilmedi. Bu durum kısa sürede sosyal medyada tepki toplarken, olayın hukuki boyutu da tartışma konusu oldu.
Yerel kaynaklara konuşan bir polis yetkilisi, bölgede önemli büyüklükte taşınmazların yabancı yatırımcıların mülkiyetine geçtiğini doğruladı. Yetkili, özel mülkiyet sınırları içinde kalan alanlara erişimin mülk sahibinin inisiyatifine bağlı olabileceğini ifade etti. Ancak kamuya açık yollar ve alanlar söz konusu olduğunda herhangi bir kısıtlamanın kabul edilemeyeceğini vurgulayan yetkili, vatandaşların hak ihlali durumunda resmi makamlara başvurması gerektiğini dile getirdi.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan George Perdikis ise olayın yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığını savundu. Perdikis, bölgedeki arazi satışlarının kapsamının araştırılması gerektiğini belirterek, İsrail bağlantılı bir şirketin köyde çok sayıda taşınmazı satın aldığını ve bazı yapıların yıkıldığını öne sürdü. Ayrıca şirketin faaliyetlerinin yerel yönetimler tarafından desteklendiğine yönelik iddialar bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Perdikis, bölgenin sit alanı kapsamında olduğuna dikkat çekerek, yapılan işlemlerin çevresel ve kültürel miras açısından da incelenmesi gerektiğini ifade etti. Eski bir patikanın yeniden açılması için ağır iş makinelerinin kullanıldığına dair şikayetler aldıklarını belirten Perdikis, yetkilileri şeffaf bir açıklama yapmaya çağırdı.
Öte yandan, Baf bölgesinde bulunan terk edilmiş bazı yerleşimlerin de yabancı yatırımcıların ilgisini çektiği iddiaları gündeme geldi. Bu durum, Güney Kıbrıs’ta son yıllarda artan yabancı gayrimenkul yatırımlarının daha geniş çaplı etkiler doğurabileceği yönünde yorumlara neden oldu.
Uzmanlar, bu tür yatırımların ekonomik katkı sağlayabileceğini ancak kontrolsüz şekilde gerçekleşmesi halinde yerel toplum yapısı, mülkiyet dengeleri ve kültürel miras üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Özellikle küçük yerleşimlerde yoğunlaşan mülk alımlarının sosyal gerilimlere yol açabileceği ifade ediliyor.
Yetkili kurumlardan henüz net ve kapsamlı bir açıklama yapılmazken, iddiaların doğruluğu ve olayın gerçek boyutu konusunda belirsizlik sürüyor. Tartışmanın önümüzdeki günlerde hem siyasi hem de hukuki düzlemde daha geniş şekilde ele alınması bekleniyor.
