İran’da Ramazan ayı, 2026 yılı itibarıyla başladı. Şafaktan gün batımına kadar sürecek olan bu kutsal dönem, ülkede hem dini vecibelerini yerine getirenler hem de rejime karşı protesto amacıyla oruç tutmamayı tercih edenler arasında dikkat çeken bir tabloyu ortaya koyuyor. 1979’da gerçekleşen İran İslam Devrimi’nden bu yana ülke, kendisini “teokrasi” olarak tanımlıyor. Ancak son yıllarda dindarlık oranlarının azaldığına dair araştırmalar yayımlanıyor; halkın önemli bir kısmı artık Ramazan’da oruç tutmayı tercih etmiyor.
Oruç Tutmak Dini Bir Görev ve Manevi Bir Sorumluluk
Çoğu İranlı için Ramazan, dini bir vecibe ve manevi bir sorumluluk olarak görülüyor. 50 yaşındaki toptan süt ürünleri tüccarı Hasan, ekonomik zorluklar ve ülke içindeki savaş endişelerine rağmen, orucun kendileri için vazgeçilmez bir görev olduğunu belirtiyor: “Yaklaşan savaş veya ekonomik durum ne olursa olsun, oruç tutmak dini görevimizdir.”
Beyaz sakallı Azizullah da benzer bir görüşü savunuyor ve orucun siyasi değil, tamamen kişisel bir mesele olduğunu vurguluyor: “İnancım gereği oruç tutuyorum. Bununla birlikte sağlığım için de faydalı olduğunu düşünüyorum.” Bu açıklamalar, İran halkının bir kısmının Ramazan’ı sadece dini bir ritüel değil, aynı zamanda kişisel ve manevi bir deneyim olarak gördüğünü gösteriyor.
Oruç Tutmamak Protesto Anlamına Geliyor
Ancak bazı İranlılar için Ramazan’da oruç tutmak ya da tutmamak, rejime karşı açık bir protesto anlamı taşıyor. 27 yaşındaki Nazanin, iş yoğunluğu nedeniyle oruç tutmadığını belirtirken, “Son dönemde yaşanan olayların ardından ibadetlerimi bıraktım” ifadelerini kullandı. Nazanin’in bahsettiği olaylar, yılın başında gerçekleştirilen protestolara yönelik sert müdahaleleri kapsıyor; o dönemde binlerce kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi ise gözaltına alınmıştı. Bu süreç, bazı kesimlerde dini pratiklerden uzaklaşma eğilimini güçlendirdi.
Rejim ve İnanç Arasındaki Gerilim
Protestolar sırasında, ülke genelinde çok sayıda teoloji kurumu ve camiye yönelik saldırılar yaşandı. Bazı saldırılar, binalarda konuşlanan güvenlik güçlerini hedef aldı. Gözlemciler, bu durumun, rejimin dini araç olarak kullanılmasına karşı bir tepki olarak yorumlanabileceğini belirtiyor. İran’da toplumsal düzeyde, inanç ile siyasal otorite arasındaki mesafe giderek açılıyor.
Ekonomik Zorluklar ve Bayram Beklentisi
Ramazan ayı, ekonomik sıkıntılar nedeniyle toplumun her kesimini etkiliyor. Çiçekçi Mojtaba, bu yıl ekonomik şartların bayram kutlamalarını sınırlayacağını ifade ediyor: “Bayramı her zamanki gibi ailelerimizle kutlayacağız ve yoksullara yardım etmeye çalışacağız. Ancak ekonomik durum her zamankinden daha kötü; tasarruf etmek zorundayız.”
İranlılar için Ramazan, yalnızca dini bir dönem değil; aynı zamanda ekonomik ve sosyal gerçeklerin, bireysel inanç ve toplumsal duruşla kesiştiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Oruç tutmak ya da tutmamak, sadece bireysel inancı değil, aynı zamanda rejime karşı siyasi ve toplumsal bir duruşu da ifade eden bir simge hâline gelmiş durumda.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Açıklamalar
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ülke genelindeki duruma ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Toplumumuz yaralı ve hassas bir süreçten geçiyor. Savaşmak istemiyoruz; önceliğimiz barış ve huzur olmalı. Ekonomik ve sosyal destek sağlamak, halkın moral ve güvenini korumak için önemlidir.” Pezeşkiyan, toplumdaki gerilim ve ekonomik sıkıntıların çözümü için hükümetin çaba gösterdiğini vurguladı.
Toplumsal ve Kültürel Yansımalar
İran’daki bu durum, inanç, protesto ve ekonomik koşulların iç içe geçtiği karmaşık bir toplumsal yapıyı gözler önüne seriyor. Dini vecibelerini yerine getirenler, kişisel inançlarını ön plana çıkarırken, protesto amacıyla oruç tutmayanlar rejime ve mevcut sosyal düzene karşı duruşlarını ifade ediyor. Bu tablo, Ramazan’ın yalnızca dini bir dönem olmadığını; aynı zamanda toplumsal farkındalık, protesto ve ekonomik gerçeklerin iç içe geçtiği bir toplumsal deneyim hâline geldiğini gösteriyor.
Sonuç
İran’da Ramazan ayı, bu yıl toplumsal, siyasi ve ekonomik açıdan karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. Halkın bir kısmı dini vecibelerini sürdürürken, bir kısmı rejime karşı protesto amacıyla dini ritüellerden uzaklaşıyor. Ekonomik zorluklar, sosyal kutlamaları sınırlandırıyor; siyasal baskılar ise bireylerin inanç ve davranış tercihlerini şekillendiriyor. Ramazan, İran’da inanç, toplumsal tepki ve ekonomik gerçeklerin kesiştiği bir döneme işaret ediyor.
