Çerçeve yasaya ilişkin tartışmalar sürerken, Abdullah Öcalan’ın süreçte üstleneceği rol ve hukuki konumu hakkında yeni iddialar gündeme geldi. Yeniçağ’ın haberinde, düzenlemenin Öcalan’a yönelik bir statü ve dokunulmazlık sonucu doğurabileceği öne sürüldü. Ancak bu değerlendirmelerin iddia ve siyasi yorum niteliğinde olduğu, düzenlemenin uygulanmasının önümüzdeki süreçte netleşeceği belirtiliyor.
Gözler çerçeve yasaya çevrildi
18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kanunla birlikte sürecin uygulanması ve koordinasyonu için yeni bir yapı oluşturuldu. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulması öngörülen yapının, sürecin farklı aşamalarında alt komisyonlar oluşturabilmesine yönelik hükümler bulunuyor.
Öcalan’ın bu mekanizmada nasıl bir rol üstleneceği ise siyasi kulislerde tartışılmaya devam ediyor. Daha önceki haber ve değerlendirmelerde de Öcalan’ın süreçteki konumunun yasa üzerinden değil, uygulamadaki çalışma koşullarının düzenlenmesi yoluyla ele alınabileceğine yönelik farklı iddialar gündeme gelmişti.
Pervin Buldan’ın açıklaması dikkat çekti
DEM Parti İmralı heyeti üyesi ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan’ın açıklamaları da tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Buldan, Öcalan’ın “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu”nda görev alacağını ve sürecin ilerleyişinde rol üstleneceğini söyledi. Ayrıca Öcalan’ın yeni bir siyasi yapılanmadan söz ettiğini ve bu yapılanmanın tüzük, program ve kadro değişikliklerini kapsayacağını ifade etti.
“Öcalan’ın statüsü” tartışması
İmralı heyetinde bulunan avukat Faik Özgür Erol da çerçeve yasanın kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erol, düzenlemenin binlerce tutuklu ve on binlerce soruşturma ile kovuşturma dosyasını etkileyebileceğini savundu.
Veysi Aktaş ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamalarını değerlendirerek, Öcalan’ın statüsünün artık siyasi açıdan tartışılan başlıklardan biri haline geldiğini öne sürdü.
Öte yandan daha önce yayımlanan haberlerde, çerçeve yasada Öcalan’a özel bir statü tanınmasının açık biçimde düzenlenmediği yönünde değerlendirmeler de yer almıştı. Bu nedenle “statü” ve “dokunulmazlık” başlıklarının hukuki kapsamının, uygulama sürecindeki adımlarla birlikte netleşmesi bekleniyor.
Yasanın 7. maddesi ne getiriyor?
Kanunun “Takip, koordinasyon ve uygulama” başlıklı 7. maddesi kapsamında sürecin uygulanması ve denetlenmesi için özel bir kurul oluşturulması öngörülüyor.
Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanlarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri’nin yer alması düzenleniyor.
Kurulun ayrıca sürecin örgüt nezdinde ilerlemesini sağlamak amacıyla alt komisyonlarda görevlendirme yapabilmesinin önü açılıyor.
Dokunulmazlık iddiası nasıl ortaya çıktı?
Tartışmanın bir diğer ayağını ise kanunun 10. maddesindeki sorumluluk hükümleri oluşturuyor.
Bu maddede, kanunun amaçları ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğa tabi tutulmamasına ilişkin düzenleme bulunuyor.
Yeniçağ’ın aktardığı Cumhuriyet kaynaklı değerlendirmede, bu hükmün Öcalan açısından da dokunulmazlık sonucu doğurabileceği ileri sürüldü. Ancak söz konusu yorumun doğrudan “Öcalan’a dokunulmazlık verildiği” anlamına gelip gelmediği, hukuki uygulama ve yetkili makamların yorumlarıyla netleşecek.
Kritik toplantı 24 Ağustos’ta
Süreç açısından gözler 24 Ağustos’ta yapılması planlanan ilk kurul toplantısına çevrildi.
Toplantıda kurulun çalışma yöntemi, alt komisyonların yapısı ve sürecin bundan sonraki aşamalarının ele alınması bekleniyor.
Öcalan’ın süreçteki rolü, olası statüsü ve kanundaki sorumluluk hükümlerinin nasıl uygulanacağına ilişkin tartışmaların da önümüzdeki günlerde daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.
