ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu’daki savaşın 24. gününde, İran ile yürütülen diplomatik temaslar ve bölgedeki gelişmeler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Trump, özellikle İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney konusunda dikkat çeken ifadeler kullandı. ABD Başkanı, “Mücteba Hamaney’in ölmüş olmasını istemem” diyerek, mevcut gerginlikler ve saldırılara rağmen diplomatik bir çözüm arayışında olduklarını vurguladı.
Trump, geçtiğimiz günlerde yürütülen görüşmelerin “iyi ve verimli” geçtiğini ifade ederken, enerji altyapılarına yönelik saldırıların geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Bu duraklamanın, tarafların müzakerelerde ilerleme kaydetmesini sağlamak amacıyla alındığını belirtti. Başkan, İran ile yapılan görüşmelerde 48 saatlik ültimatomların ve diplomatik temasların etkili olduğunu ve tarafların barışçıl bir çözüm için istekli olduğunu söyledi.
Trump, açıklamalarında, İran ile ABD arasındaki mevcut durumun hassasiyetini detaylandırdı. Özellikle babasının yerine geçen Mücteba Hamaney’in öldürülmesini istemediğini belirten Trump, “Biz de onlar da anlaşma istiyor. Bugün telefonla görüşebilirim; İran’ın üst düzey liderliğiyle iletişime geçtik. Mücteba Hamaney’den haber almadık, yaşıyor mu ölü mü bilmiyorum. Ancak onun ölü olmasını istemiyorum” dedi. Bu sözlerle Trump, hem diplomatik bir mesaj vermiş hem de savaşın tırmanmasını önlemeye çalıştığını gösterdi.
Enerji konusuna da değinen Trump, İran’ın petrol gelirleri ve ekonomik kazançlarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Trump, anlaşma sağlanması halinde zenginleştirilmiş uranyumun ABD tarafından alınmasının kolaylaşacağını ve petrol piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını belirtti. Petrol yüklü gemilerin sisteme aktarılmasının bölgedeki enerji akışını güvence altına alacağını vurgulayan Trump, “Olabildiğince çok petrole sahip olmaya çalışıyorum” dedi. Böylece hem ABD’nin enerji güvenliğini hem de bölgedeki piyasa istikrarını gözettiğini ifade etti.
Trump, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile yürütülen görüşmelerin başarılı geçtiğini ve diplomatik temasların bölgedeki düşmanlıkların azaltılması açısından kritik olduğunu açıkladı. Başkan, anlaşma sağlanamaması durumunda İran’a yönelik askeri seçeneklerin masada kalacağını da belirtti, ancak önceliğin diplomasi ve barış olduğunu yineledi.
Trump, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda esnek bir yaklaşım sergileyerek, “Hürmüz’de kontrol belki bende, belki Ayetullah’ta olacak; belki de ortak kontrol olacak. Doğrusunu söylemek gerekirse, rejim tarafından herkes öldürüldü. Ama şu anda çok makul bulduğum bazı insanlarla muhatap oluyoruz. İnsanlar çok sağlam” dedi. Bu sözler, Orta Doğu’da enerji ve güvenlik konularında ABD’nin diplomatik stratejisinin ne denli hassas olduğunu ortaya koyuyor.
Trump ayrıca, nükleer silah konusuna değinerek, İran’ın nükleer programının barışçıl şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtti. Başkan, “Nükleer silahları olsaydı, Orta Doğu’yu ele geçirebilirlerdi. Ama biz diplomasi yoluyla bunu engellemeye çalışıyoruz” dedi. Böylece, ABD’nin askeri operasyon yerine diplomatik çözüm arayışına öncelik verdiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Bölgedeki mevcut çatışmalar, enerji altyapısına yönelik tehditler ve karşılıklı saldırılar devam ederken, Trump’ın açıklamaları hem diplomatik hem de ekonomik açıdan önemli mesajlar içeriyor. Başkan, İran ile anlaşmanın sağlanması durumunda, hem bölgedeki istikrarın artacağını hem de petrol fiyatlarının düşeceğini ve ekonomik istikrarın sağlanacağını öne sürdü.
Trump’ın sözleri, Orta Doğu’daki savaş, enerji güvenliği ve uluslararası diplomasi açısından kritik bir dönemeçte ABD’nin pozisyonunu gösteriyor. Başkan, hem barışçıl çözüm hem de ABD’nin enerji ve güvenlik çıkarlarının korunması arasında dengeli bir yaklaşım sergilemeye çalışıyor. Özellikle Mücteba Hamaney’in durumu ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, Orta Doğu’daki güç dengesi ve enerji piyasaları için belirleyici olacak gibi görünüyor.
