Kayahan’ın mirasına ilişkin uzun yıllardır devam eden tartışmalar, yapılan son açıklamalarla birlikte yeni bir boyut kazandı. Sanatçının vefatının ardından gündeme gelen mal varlığı ve telif haklarının paylaşımıyla ilgili süreçte, taraflar arasında daha önce imzalanmış bir miras paylaşım sözleşmesinin belirleyici olduğu ortaya çıktı.
Kayahan’ın uzun yıllar avukatlığını üstlenen Özal Oğuz, yaptığı açıklamada mirasın hukuki olarak önceden düzenlenmiş bir anlaşma çerçevesinde paylaştırıldığını belirtti. Oğuz, bu sözleşme sayesinde sanatçının mal varlığının ve eserlerinden elde edilen gelirlerin taraflar arasında net bir şekilde bölüşüldüğünü ifade etti.
Süreç boyunca kamuoyuna da yansıyan anlaşmazlıkların odağında, özellikle Beste Açar ile İpek Açar arasında yaşanan görüş ayrılıkları yer aldı. Telif hakları ve mirasın dağılımına ilişkin iddialar uzun süre medyada geniş yankı bulurken, taraflar zaman zaman karşılıklı açıklamalarla gündeme geldi.
2015 yılında başlayan hukuki süreçte, Beste Açar tarafından bazı belgelerdeki imzaların babası Kayahan’a ait olmadığı yönünde iddialar ortaya atılmış ve bu kapsamda suç duyurusunda bulunulmuştu. Yapılan incelemelerde bazı evraklara ilişkin farklı değerlendirmeler gündeme gelse de, mirasın genel çerçevesinin daha önceki sözleşmeyle belirlendiği ifade edildi.
Son açıklamalara göre İpek Açar, evlilik birliği içinde edinilmiş mallardan doğan yasal haklarını kullanmama kararı alarak miras paylaşımında farklı bir yol izledi. Bu kararın, Kayahan’ın kızlarının daha yüksek pay almasına imkân sağladığı belirtildi.
Böylece yıllardır kamuoyunda “miras davası” olarak bilinen süreç, büyük ölçüde daha önce yapılan anlaşmalar ve hukuki düzenlemeler doğrultusunda netlik kazanmış oldu. Tartışmaların odağındaki miras paylaşımının, tarafların uzlaşısı ve sözleşme hükümleriyle şekillendiği ifade ediliyor.
