Avrupa Birliği ile ABD arasında aylardır süren ticaret diplomasisi, Washington’da yaşanan hukuki gelişmelerin ardından yeni bir krize girdi. Avrupa Parlamentosu, ABD’nin son tarife kararları ve ortaya çıkan hukuki belirsizlikler nedeniyle AB-ABD ticaret anlaşmasına ilişkin yürütülen yasama çalışmalarını resmen askıya aldı. Böylece transatlantik ekonomik ilişkilerde yeniden gerilimli bir döneme girilmiş oldu.
Krizin Fitilini Ateşleyen Karar
Sürecin merkezinde ABD Başkanı Donald Trump’ın uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri yer alıyor. Trump yönetimi, şubat ayında ithalata yönelik ek vergileri Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’na (IEEPA) dayandırmıştı. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi 20 Şubat 2026 tarihli kararında, söz konusu yasanın başkana bu kapsamda tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetti.
Bu karar, Beyaz Saray’ın ticaret politikasındaki manevra alanını daraltırken, Trump yönetimi aynı gün bu kez 1974 Ticaret Yasası’nın 122. maddesine dayanarak tüm ülkelere yüzde 10 küresel gümrük vergisi getiren yeni bir karar imzaladı. Ertesi gün ise oran yüzde 15’e çıkarıldı.
Bu hızlı ve ardışık adımlar, AB tarafında “hukuki öngörülebilirliğin ortadan kalktığı” yönünde değerlendirmelere yol açtı.
Avrupa Parlamentosu’ndan Net Mesaj
Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, yaptığı yazılı açıklamada ABD Yüksek Mahkemesi kararının sonuçlarının göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Lange, “Durum her zamankinden daha belirsiz. İşlere her zamanki gibi devam etmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Lange’a göre ABD’nin 122. maddeyi devreye sokması, daha önce varılan mutabakatın ruhuna aykırı. Çünkü bu madde, ayrım gözetmeksizin tüm ülkelere uygulanıyor ve “en çok kayrılan ulus” oranının üzerine ek vergi getirilmesine imkân tanıyor. Bu da AB’den ABD’ye yapılan ihracatın yüzde 15’i aşan bir vergi yüküyle karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.
Turnberry Anlaşması Tehlikede mi?
AB ile ABD arasındaki ticaret görüşmeleri Temmuz 2025’te İskoçya’daki Trump’a ait Turnberry golf sahasında tamamlanmış ve kamuoyunda “Turnberry Anlaşması” olarak anılmıştı. Anlaşma çerçevesinde AB ülkeleri ABD ürünlerine gümrük tarifesi uygulamamayı kabul etmiş, ABD ise AB ürünlerine yüzde 15 tarife uygulayacağını açıklamıştı.
Ancak ABD’nin yeni küresel tarife uygulaması, bu dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Avrupa tarafı, anlaşmanın istikrar ve hukuki netlik sağlaması gerektiğini savunurken, mevcut belirsizliğin yatırımcı güvenini zedelediğini belirtiyor.
Bu nedenle 24 Şubat’ta Avrupa Parlamentosu komitesinde yapılması planlanan oylamalar iptal edildi. Sürecin gelecek hafta yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.
Transatlantik Ekonomik İlişkiler Risk Altında
AB ve ABD, dünyanın en büyük iki ekonomik bloğunu oluşturuyor. Yıllık yüz milyarlarca dolarlık ticaret hacmi bulunan taraflar arasındaki gerilim, küresel tedarik zincirleri üzerinde de etkili olabilir.
Özellikle otomotiv, makine, kimya ve tarım sektörleri belirsizlikten doğrudan etkilenebilir. Avrupa’daki ihracatçı şirketler, ABD pazarına erişimde artan maliyetler nedeniyle rekabet güçlerinin zayıflayabileceğini savunuyor.
Aynı zamanda ABD’nin küresel tarife kararı, diğer ticaret ortakları açısından da emsal teşkil edebilir ve dünya genelinde korumacılık eğilimlerini artırabilir.
Siyasi Boyut da Önemli
Uzmanlara göre mesele yalnızca ekonomik değil, siyasi bir boyut da taşıyor. Trump yönetiminin sert ticaret politikaları, seçim atmosferindeki iç siyasi dinamiklerle de bağlantılı görülüyor. Avrupa tarafı ise uluslararası ticaret kurallarına bağlı kalınması gerektiğini vurguluyor.
Daha önce de Trump’ın Grönland konusundaki açıklamaları ve bazı Avrupa ülkelerine yönelik tarife tehditleri nedeniyle Avrupa Parlamentosu onay sürecini geçici olarak durdurmuştu. Son gelişmeler, taraflar arasındaki güven krizinin derinleştiğini gösteriyor.
Belirsizlik Sürecek mi?
AB’nin ticaret anlaşmasını askıya alması, müzakerelerin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak taraflar arasında hukuki ve politik netlik sağlanmadan sürecin ilerlemesi zor görünüyor.
Transatlantik ilişkilerin geleceği, ABD’deki hukuki sürecin nasıl şekilleneceğine ve Washington’un ticaret politikasında daha istikrarlı bir çerçeve sunup sunamayacağına bağlı olacak. Mevcut tablo, küresel ticaret sisteminde yeni bir dalgalanma döneminin kapıda olabileceğine işaret ediyor.
