Türkiye’de emekliler, uzun süredir geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Özellikle son yıllarda artan enflasyon karşısında sabit gelirli kesimlerin alım gücü ciddi biçimde eridi. Açlık sınırının 30 bin TL’nin üzerine çıktığı bir dönemde, en düşük emekli maaşının 20 bin TL’de kalması milyonlarca emekliyi zor durumda bırakmış durumda. Bu tablo karşısında emekliler hem iktidara hem de muhalefete sürekli çağrıda bulunarak maaşlarında iyileştirme talep ediyor.
Bugüne kadar hükümetten bu taleplere net bir yanıt gelmemiş olsa da, son günlerde iktidara yakın medya organlarında dikkat çekici haberler yer almaya başladı. ATV Haber’de yayımlanan bir haberde, hükümetin en düşük emekli maaşı uygulamasını yeniden değerlendirdiği ve bu konuda yeni bir formül üzerinde çalıştığı öne sürüldü. Habere göre gündemde olan model “seyyanen artış” yöntemi. Bu sistemde tüm emeklilere yüzdelik oran yerine aynı tutarda ek zam yapılması söz konusu. Böylece düşük maaş alan emeklilerin göreli olarak daha fazla fayda sağlaması amaçlanıyor.
Bu tartışmalar, siyasetteki seçim takvimiyle de ilişkilendiriliyor. AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın 2027 yılını işaret eden erken seçim açıklamalarının ardından, hükümetin sosyal politikalar konusunda daha aktif bir dönem başlatabileceği konuşuluyor. Emekliler, milyonlarca seçmeni temsil ettikleri için, iktidarın bu kesime yönelik adımlar atmasının siyasi açıdan da kritik olduğu ifade ediliyor.
Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem’in değerlendirmeleri ise mevcut sistemdeki adaletsizliklere dikkat çekiyor. Son zam döneminde memur emeklilerinin SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine kıyasla daha yüksek artış aldığına vurgu yapan Erdem, bunun ciddi bir eşitsizlik yarattığını belirtti. Ona göre çözüm, tüm emeklileri kapsayan ortak bir zam mekanizması ya da toplu sözleşme benzeri bir sistem olabilir. Ayrıca emekli maaşlarını belirleyen güncelleme katsayısının her yıl değişmesinin karmaşa yarattığını ve bunun sabitlenmesi gerektiğini savundu.
Yeni modelde maaş hesabında yalnızca prime esas kazancın değil, aynı zamanda prim gün sayısının da daha belirleyici olması planlanıyor. Bu yaklaşım, uzun süre çalışan ve daha fazla prim ödeyen emeklilerin daha yüksek maaş almasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, bu sistemin düşük gelirli ve düzensiz çalışanlar için dezavantaj yaratabileceğini ileri sürüyor.
Düzenlemenin bir diğer önemli boyutu ise BAĞ-KUR’luların emeklilik şartlarıyla ilgili. Mevcut sistemde SSK’lılar 7 bin 200 prim günüyle emekli olabilirken, BAĞ-KUR’lular 9 bin gün şartını tamamlamak zorunda. Yeni düzenlemeyle BAĞ-KUR’luların da 7 bin 200 günle emekli olabilmesi gündemde. Bu değişiklik hayata geçerse, özellikle esnaf ve küçük işletme sahipleri için emeklilik süresi yaklaşık beş yıl kısalacak. Bu durumun hem sosyal hem de ekonomik etkilerinin olacağı belirtiliyor.
Tüm bu tartışmalar sürerken, ortada henüz resmî bir yasa taslağı bulunmuyor. Ancak hükümetin yakın dönemde Meclis’e yeni bir düzenleme getirebileceği konuşuluyor. Emekliler ise somut adım görmek istiyor ve belirsizliğin bir an önce sona erdirilmesini talep ediyor.
Sonuç olarak, Türkiye’de emeklilik sistemi hem maaş hesaplama yöntemi hem de emeklilik koşulları açısından kritik bir döneme girmiş görünüyor. Önümüzdeki aylarda atılacak adımların milyonlarca emeklinin hayatını doğrudan etkilemesi bekleniyor.
