Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada, son günlerde Orta Doğu’da yaşanan gelişmeleri ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesini sert bir dille değerlendirdi. Bahçeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “gayri meşru, gayri hukukî ve alçakça” olarak nitelendirirken, Türkiye’nin bu süreçte soğukkanlı ve sağduyulu bir politika izlemesi gerektiğini vurguladı.
Saldırı Öncesi Müzakereler ve İran’a Tuzak
Bahçeli konuşmasında, 26 Şubat 2026’da Cenevre’de yapılan müzakerelere dikkat çekti. İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu sıfırlamayı kabul ettiği yönünde açıklamalar yapılmış, ABD ve İran eş zamanlı olarak müzakerelerde ilerleme kaydedildiğine dair mesajlar vermişti. Ancak 28 Şubat 2026’da İran’ın dini lideri Hamaney ve üst düzey bürokratların toplantısı sırasında gerçekleşen saldırı, tüm bu süreci sabote etti. Bahçeli, bunun bir tuzağın parçası olduğunu vurguladı:
“Müzakereler kisvesi ile İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in öldürülmesi, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen alçak bir saldırıdır.”
Bahçeli, saldırının yalnızca Hamaney’i değil, İran’daki stratejik altyapıyı, askerî planlamayı ve yönetim mekanizmasını da hedef aldığını belirtti. MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kaydederek İsrail yönetimine iletmesini, organize ve planlı bir operasyon olarak yorumladı.
Bölgesel İstikrarsızlık ve Küresel Riskler
MHP lideri, saldırının Orta Doğu’da istikrarsızlığı körüklediğini, bunun sadece bölgesel değil küresel dengeleri de tehdit ettiğini ifade etti. Bahçeli, bu tür askeri müdahalelerin insan hakları ve etik değerler açısından ciddi zararlar yarattığını belirterek şunları söyledi:
“İnsanın doğuştan sahip olduğu haklara, tartışılmaz miras ve değerler müktesebatına sadakat maalesef kalmamıştır. Güçsüz haklı, haksız ise güçlüdür. Küreselleşen etik ve ahlak kargaşası, barış arayışlarını boşa düşürmektedir.”
Bahçeli, bölgedeki krizlerin sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini ve istikrarsızlığın geniş çaplı riskler doğurduğunu vurguladı.
Türkiye’nin Rolü: Soğukkanlılık ve Diplomasi
Bahçeli, Türkiye’nin bu dönemde sağduyulu bir politika izlemesi gerektiğini, duygusal tepkilerden uzak durulmasının önemine dikkat çekti:
“Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmek, barışçıl çabaları destekleyip teşvik etmek, nitelikli politik ve diplomatik bir tutum tercih etmektir. Bütün bu karışıklıklar içinde duygusal tepkilere kapılmamak devlet ve millet aklının müşterek hassasiyetidir.”
Bahçeli’ye göre, Türkiye’nin bölgedeki gelişmeler karşısındaki tutumu, yalnızca uluslararası ilişkileri değil, aynı zamanda iç istikrar ve milli birliği de doğrudan etkiliyor.
İç Cephe ve Milli Birlik
MHP lideri, konuşmasında iç cepheye de geniş yer verdi. İran’da yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini belirten Bahçeli, milli birlik ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti:
“İç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değeri çok daha iyi anlaşılmıştır. Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen musibetlerden ülkemizi soyutlamak mümkün değildir. Terörsüz Türkiye hedefine dudak bükenler, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz?”
Bahçeli ayrıca, Türkiye’de milliyetçi ve vatansever güçlerin dayanışmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, aksaklıkların ve iç çekişmelerin ülkeyi zafiyet içinde bırakacağını ifade etti.
Değerler, Etik ve Gelecek
Bahçeli konuşmasında, ahlak ve etik değerlerin korunmasının önemine de değindi. Bölgesel krizlerin ve savaşların insanlığın temel haklarını tehdit ettiğini, gelecek nesillerin güvenliği için bugün doğru adımlar atılması gerektiğini vurguladı:
“Her ahlak ve her kültür geçmişten süzülerek bugünlere ulaşır. Fakat geleceğin silaha ve zorbalığa dayalı inşası amacıyla günümüzün tüm barbarlıklarının zincirlerinden boşandığı da ortadadır. Geleceğe sahip çıkmak, heba ve heder olmasını önlemek, bugün taşıdığımız en bariz sorumluluklardan biridir.”
Bahçeli, etik, kültürel ve insani değerlerin korunmasının, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikada güvenilir ve kararlı bir tutum sergilemesinin temelini oluşturduğunu belirtti.
Sonuç ve Mesaj
Devlet Bahçeli’nin açıklamaları, Hamaney’in öldürülmesi ve ABD-İsrail’in saldırgan politikaları karşısında Türkiye’nin duruşunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bahçeli, Türkiye’nin bölgesel krizlerde sağduyulu, diplomatik ve milli birliği gözeten bir politika izlemesinin önemini vurguladı.
Bahçeli’nin mesajı, yalnızca dış politika perspektifi değil, aynı zamanda iç cephede milli birlik, vatansever dayanışma ve Türkiye’nin geleceğini koruma yönünde güçlü bir çağrı niteliğinde. Hamaney’in öldürülmesinin uluslararası hukuk ve etik açısından ciddi bir ihlal olduğunu vurgulaması, Türkiye’nin duruşunu güçlendiren bir perspektif sunuyor.
