Türkiye’nin önde gelen GSM operatörlerinden Turkcell, son günlerde satış söylentileriyle gündemde. İddiaya göre, Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) ait yüzde 26.20’lik hisselerin satışı için hazırlık süreci başlatıldı. Potansiyel alıcılarla temasların sürdüğü öne sürülürken, konu hem ekonomi dünyasında hem de siyasi kulislerde büyük tartışmalara yol açtı.
Tarihsel Arka Plan: TVF ve Turkcell
Turkcell’de TVF hisselerinin satışı konusu ilk kez 2024 yılında gündeme gelmiş, o dönemde ABD piyasasından gelen teklifler TVF tarafından kabul görmemişti. O dönemde, önerilen fiyatların Fon’u tatmin etmediği ve satışın ertelendiği iddia edilmişti. 1,5 yılın ardından tekrar gündeme gelen bu tartışma, Turkcell’in Türkiye’nin dijital altyapısı ve stratejik önemi açısından kritik bir noktada bulunması nedeniyle daha da hassas bir boyut kazandı.
Türkiye Varlık Fonu’na devredilmeden önce Turkcell, uzun yıllar çetrefilli hissedar çatışmalarıyla gündeme gelmişti. Mehmet Emin Karamehmet’in ortakları Rus Alfa ve İskandinav Telia Sonera ile yaşadığı güç mücadelesi, şirketi hem operasyonel hem de finansal açıdan olumsuz etkilemişti. Hisselerin TVF’ye devri sonrası süreç nispeten sakinleşmişti, ancak yabancı paylar halen varlığını sürdürüyor.
Yabancı Paylar ve Hissedar Dağılımı
Turkcell’de TVF’nin hisseleri yüzde 26.20 ile sınırlı kalırken, Rus Letter One iştiraki IMTIS Holding yüzde 19.80’lik paya sahip. Şirketin yüzde 42.25’i halka açık olarak işlem görürken, yüzde 10.68’lik pay toplu olarak Citibank’ta bulunuyor. Bu durum, şirketin yönetiminde yabancı etkisinin devam ettiğini gösteriyor ve olası satış sürecini daha da hassas bir konu haline getiriyor.
Stratejik Önemi ve Milli Güvenlik Boyutu
CHP Karabük Milletvekili ve TBMM Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Turkcell’in sadece bir şirket olmadığını, Türkiye’nin iletişim altyapısını, veri ağlarını ve dijital sistemlerini taşıyan stratejik bir kurum olduğunu vurguladı.
Akay, şunları kaydetti:
“Bu satış yalnızca ekonomik bir işlem değil; Türkiye’nin dijital egemenliği ve milli güvenliği açısından kritik bir konudur. Türk Telekom özelleştirmesinde yaşadığımız kayıplar ve uzun yıllar yurtdışına aktarılan kârlar, bu tür satışların ülkeye maliyetini açıkça gösteriyor. Limanlar, köprüler ve otoyolların ardından şimdi de stratejik bir şirketin satış masasına konulması ciddi kaygı yaratıyor.”
Operasyonel Durum ve Piyasa Değeri
Turkcell son dönemde stratejik ve operasyonel kararlarıyla gündemdeydi. Özellikle Ukrayna’daki bazı karlı iştiraklerini satarken, TOGG yatırımına ortak olması, şirketin operasyonel karlılığını olumsuz etkiledi. Bu durum, piyasa değerine de yansımış durumda.
Şirketin güncel piyasa değeri 5,4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. 2010’lu yılların başında 10 milyar dolar civarında olan piyasa değeri, yaklaşık olarak yarı yarıya gerilemiş durumda. Bu durum, olası bir satışta şirketin değerlemesinin tartışmalı bir konu olabileceğine işaret ediyor.
Yerli Yatırımcı Önceliği
Gelen bilgilere göre, olası satışta öncelik kesinlikle yerli yatırımcıya verilecek. Bu, Türkiye’nin dijital altyapısı açısından kritik bir önlem olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, özellikle GSM ve veri altyapısının yabancı kontrolüne geçmesinin, milli güvenlik ve kritik iletişim altyapısı açısından risk oluşturabileceğini belirtiyor.
Sonuç ve Beklentiler
Turkcell’in TVF hisselerinin satışı iddiaları, hem ekonomik hem de stratejik boyutlarıyla büyük önem taşıyor. Yerli yatırımcı önceliği, yabancı pay sahipliği ve şirketin dijital altyapı açısından kritik önemi, sürecin Türkiye’nin dijital ve ekonomik güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Kamuoyunda ve iş dünyasında tartışmalar devam ederken, önümüzdeki haftalarda sürecin nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.
